Ana içeriğe atla

Boş Adamlar





Thomas Stearns Eliot
(1925)

Boş Adamlar

I

Bizler boş adamlarız
Bizler kaskaslanmış adamlarız
Eğiliyoruz birlikte
Miğferlerimiz samanla doldurulmuş. Heyhat!
Kuru seslerimiz,
Beraber fısıldadığımız zaman
Sessiz ve anlamsızdır
Nasıl rüzgâr kuru otlarda gezinirse
Ya da kırık camlarda sıçan ayakları
Kuru mahzenlerimizde

Biçimler şekilsiz, gölgesiz renkler
Felç edici güç, hareketsiz jestler
Kim ki dolaysız gözlerle
Ölümün diğer krallığına geçer
Bizi hatırlasın --hiç değilse-- bir nebze
Istıraplı ruhlar, fakat sadece
Kof adamlar gibi
Doldurulmuş adamlar gibi

II

Düşlerde karşılaşmaya cüret edemediğim bakışlar
Ölümün rüya krallığında
Gözden kaybolmazlar:
Orada gözler,
Günışığıdır kırık bir sütun üzerinde
Ağaçlar sallanır
Ve sesler
Rüzgâr bir şarkı söylediğinde
Solan bir yıldızdan
Daha görkemli ve daha uzaktır

Ölümün rüya krallığına
Daha fazla yaklaştırmayın beni
Müsade edin giyineyim
Şöyle telâşesiz elbiseleri
Sıçan paltosu, karga-derisi, haçlı şendereler
Bir meydanda
Rüzgârın davrandığı gibi muamele ederler
Daha fazla yaklaşma!

Alaca karanlık krallığında
Bu son buluşma değil

III

Bu bir ölü ülkesidir
Bu bir kaktüs ülkesidir
Burada taş imgeler yükseltilir,
Göz kırpan donuk bir yıldızın altında
Ölü adamın elinden
Medet umarlar

Ölümün diğer krallığında
Hassaslıktan titrediğimiz bir saatte
Yalnız uyanmak
Dudakların formalite dualarla
Kırık taşı öpmesine mi benzer?

IV

Gözler burada değil
Burada hiç göz yok
Solan yıldızların vadisinde
Bu boş vadide
Kayıp krallığımızın bu kırık çenesinde

Buluşma yerlerininin sonuncusunda
Ellerimizle okşuyoruz
Ve konuşmaktan kaçıyoruz
Bu kabarmış nehrin kumsalında

Gözler ortaya çıkmadıkça körüz
Çok-yapraklı gülü
Ölümün alaca karanlık krallığının
Ebedi yıldızı gibi
Yalnızca umudu var
Boş adamların

V

Burada Hint incirinin etrafında dolaşıyoruz
Hint inciri, Hint inciri
Burada Hint incirinin etrafında dolaşıyoruz
Sabah saat beşte.

Fikir ve gerçek arasında
Hareket ve eylem arasında
Düşer gölge

Krallık yalnızca senindir*

Tasavvur ile yaratma arasında
His ve cevap arasında
Düşer gölge

Hayat çok uzun

Arasında kasınç ve arzunun
Kudret ve varlık
Öz ve soyun arasında
Düşer gölge
Krallık yalnızca senindir

Senin olan
Yaşamdır
Senin olanlar ki

Dünya böyle sonlanır
Dünya böyle sonlanır
Dünya böyle sonlanır
Bir patlamayla değil ama bir iniltiyle

Çeviri: Mustafa Burak Sezer
16.02.2007 / İslamabad

Yedi Iklim, Sayı: 205-206-207 Nisan-Mayıs-Haziran 2007


*Eliot, İncilde geçen bu ayeti (For Thine is the Kingdom), olduğu gibi aynı anlamıyla şiirinde kullanmıştır.







The Hollow Men
Eliot, Thomas Stearns (1888-1965)



MISTAH KURTZ -- HE DEAD.
A penny for the Old Guy

I

We are the hollow men
We are the stuffed men
Leaning together
Headpiece filled with straw. Alas!
Our dried voices, when
We whisper together
Are quiet and meaningless
As wind in dry grass
Or rats' feet over broken glass
In our dry cellar

Shape without form, shade without colour,
Paralysed force, gesture without motion;

Those who have crossed
With direct eyes, to death's other Kingdom
Remember us--if at all--not as lost
Violent souls, but only
As the hollow men
The stuffed men.

II

Eyes I dare not meet in dreams
In death's dream kingdom
These do not appear:
There, the eyes are
Sunlight on a broken column
There, is a tree swinging
And voices are
In the wind's singing
More distant and more solemn
Than a fading star.

Let me be no nearer
In death's dream kingdom
Let me also wear
Such deliberate disguises
Rat's coat, crowskin, crossed staves
In a field
Behaving as the wind behaves
No nearer--

Not that final meeting
In the twilight kingdom

III

This is the dead land
This is cactus land
Here the stone images
Are raised, here they receive
The supplication of a dead man's hand
Under the twinkle of a fading star.

Is it like this
In death's other kingdom
Waking alone
At the hour when we are
Trembling with tenderness
Lips that would kiss
Form prayers to broken stone.

IV

The eyes are not here
There are no eyes here
In this valley of dying stars
In this hollow valley
This broken jaw of our lost kingdoms

In this last of meeting places
We grope together
and avoid speech
Gathered on this beach of the tumid river

Sightless, unless
The eyes reappear
As the perpetual star
Multifoliate rose
Of death's twilight kingdom
The hope only
Of empty men.

V

Here we go round the prickly pear
Prickly pear prickly pear
Here we go round the prickly pear
At five o'clock in the morning.

Between the idea
And the reality
Between the motion
And the act
Falls the shadow
For Thine is the Kingdom

Between the conception
And the creation
Between the emotion
And the response
Falls the Shadow
Life is very long

Between the desire
And the spasm
Between the potency
and the existence
Between the essence
And the descent
Falls the Shadow
For Thine is the Kingdom

For thine is
Life is
For Thine is the

This is the way the world ends
This is the way the world ends
This is the way the world ends
Not with a bang but a whimper.

video

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İngiliz Romantik Şiiri Üzerine Birkaç Söz

Mustafa Burak Sezer
İngiliz Romantik şiirinin William Shakespeare'la başladığı kabul edilir, fakat bu akımın şiirde hakiki bir akım olması, ya da Romantizmin şiirde ikinci kez dirilmesi, William Wordsworth, Coleridge ve Robert Southey'le yaşanmıştır ya da başlamıştır. Bu şairlerin Romantik akımı oluşturmasında 1783'te İngiltere'nin emperyal zulmüne karşı Kuzey Amerika'da cereyan eden Amerikan İhtilali ve akabinde 1789'da emperyal kraliyet sömürge rejimine karşı meydana gelen Fransız İhtilali'nin büyük etkisi olmuştur. Kral Louis'in karısı Kraliçe Mary Antoniette'nin bilindik sözü meşhurdur, "Eğer insanların yiyecek ekmekleri yoksa, müsade edin kek yesinler". Fransız İhtilali başladığında William Wordsworth Paris'te yaşıyordu ve 19 yaşındaydı. Fransız İhtilalinin etkisi, Wordsworth'un "Prelud" (prelüd, peşrev, giriş) adlı şiirinin ilk stanzalarında açıkça görülür.
Romantik şairler sentimental olarak, Fransız İhtilalinin ge…

Henry Fielding'in Joseph Andrews'u Üzerine Birkaç Not

Mustafa Burak Sezer
Fielding, İngiliz romanına getirdiği realistik açılımla, İngiliz romanının babası olarak kabul edilir. Her ne kadar John Bunyan'ın The Pilgrim's Progress'i ve Daniel Defoe'nun Robinson Crusoe'su edebiyat tarihçileri arasında asırlardır ilk roman babında bir tartışma konusu olsa da, İngiliz edebiyatında ilk yazılan roman cumhur gözünde Fielding'in çağdaşı Richardson'ın Pamela'sıdır. Richardson ve Fielding 18. yüzyılın ikinci yarısında aynı zam anda İngiltere'de "Age of Dr.Johnson", -Dr. Jonhson Çağı- olarak adlandırılan zaman diliminde yaşamıştır.
Richardson, Fielding'in aksine sürekli moral üzerine ahlak dersleri vererek, didaktik romanlar yazar. İlk roman olarak kabul edilen Richardson'un Pamela'sı epistolarik (mektup biçimsel) roman türünde kaleme alınmıştır. Tamamen moral kaygılar güden Richardson, Pamela'sını erdemli ve iffetli bir kadın olarak portreler. Büyük bir malikanede hizmetçilik yapan genç v…

Hızlı konuşan kadın