Ana içeriğe atla

Cumhuriyet Halk Partisi Diye Bir Şey Yoktur!


CHPOlmaz yani. Bu aziz milleti kandırmayın; lütfen! Cumhuriyet Sistem, Cumhuriyet Rejim Partisi vardır artık.
Halk için yola çıkan, halk menfaati için efor sarfeden, çalışan, siyasal gayesinin halka hizmet gayesi olduğunu söyleyen bir parti, devletçilik, sistemcilik yapmaz. Halkçılık yapar.
Ama bu sözde, bu pseudo "Halk Partisinin" tabelasındaki paslanmış adından başka halkla ilişkisi kalmadı artık! Tek arzuları müşterileri ceplerindeki son kuruşa, gözlerindeki son damla yaşa kadar sömürmek. Meydanlarda "halkın partisi", koltukta sistem/rejim/devlet partisi olmak, bukalemun gibi kostüm değiştirmek, imajmakerların elinde ortama göre aksesuvar/makyaj yenilemek/tazelemek, kokteyl partilerde kadeh kadeh en iyisinden, en pahalısından şampanya, yıllanmış Fransız şarapları, halk masasında ucuz rakı içmek, kuliste, kabinelerde bakire bacaklarında sarılmış Küba püroları makaslayıp pofurdatmak, meydanlarda, halkın arasında kravatsız, beyaz, kolalı, ince Piere Cardin gömleklerinin ceplerinde aslanlar gibi "Maltape" paketi sallandırıp, tenefüslerde/fasılalarda/fasıllarda, otobüse geçip, ortalığı hızla kolaçan edip, halktan birisi yoksa şayet, yani sistem harici/dışı yabancı madde yoksa içeride, pahalı, ekoseli çoraplarınızdan " Kırmızı Amerikan Malborası" çıkarıp, etrafı dumana boğmak size yakışmaz beyler. Hiç birimize yakışmaz. Ayrıca sigara sağlığa da zararlıdır. "Et tekraru ahsen, velev kenu yüz seksen" (Tekrar güzeldir, yüz seksen kere olsa da) Hatırlatalım.
"Halkçı Parti" ne yapar? Halkçı parti halkçılık yapar; halk yararı, halk menfaati için çalışır. Kendi sisteminin/sınıfının menfaatleri için, üst kademelerdeki belli sınıflar için, belli bir azınlık için, ensesi kalınlar için çalışmaz. Halkın tümü için, sınıf, dil, din, ırk, meslek, statü, kast farkı olmaksızın halkın totali için çalışır. Halkın çoğunluğu ne isterse ona razı olur. Olmak zorundadır. Madem demokrasi varmış! Böyle olmalıdır. Profesörlük tezi, doktora ve doçentlik tezleri küllen aşırma/intihal olan, çalıntı olan, hırsız ve ehliyetsiz, sözde gramafon aydınları konuşmacı yaparak, emekli askerleri, devlet erkanını, devlet kurumu personellerini fişekleyerek/ateşleyerek/doldurarak, meydanlara toplayıp milletimizin gözünü boyamaz "halkçı partiler".
Bir zamanlar da "Cenab-ı Hakkın Partisi" varmış. Mazide yani. Olmuş böyle şeyler. Bir varmış, bir yokmuş. Ara sıra ortaya çıkıyormuş. Hortluyormuş. Eskiler bilir. Abilerim, ablalarım benden de iyi bilir. Karadeniz'de, muhlis bir ninemize, Adalet Partisi, "Biz Allah'ın Partisiyiz teyzeciğim, oyunu bize ver" deyince, öbürüsü, meşhur bir parti de (CHP) "biz de, Cenab-u Hakkın Partisiyiz" dememiş mi? Mişli geçmiş zaman işte. Ama tarih bu. Unutur mu? Unutmaz. Niye unutsun?
CHP, neden halkın partisi değildir? Çünkü "halkçı" olduğunu iddia eden bu siyasi parti, halkın menfaati için halka sunulan, kamuoyuna sunulan, "Cumhurbaşkanını halk seçsin" önermesine/önergesine karşı çıkmıştır. Bununla da yetinmemiş, itirazını son reddeye kadar sürdürerek, yani halkın menfaatlerine itiraz ederek, itirazını yüksek mahkemeye taşımıştır. Olmuştur bunlar. Fıkra değildir. Geyiklere anlatılsa onlar bile gülmez.
Yani, sözde "halkçı" olduğunu iddia eden bu siyasi parti, halkı küçümsemiş, "resmen halk bu bu işten anlamaz, Cumhurbaşkanını halk mı seçermiş canım sende, öyle şey mi olurmuş, aslanlar/paşalar gibi biz varken burada" demeye getirmiştir işi. Yani Cumhuriyet Halk! Partisi, halkı küçümsemiştir, halkı adamdan saymamıştır. Yani seni, beni, aziz milletim kaale almamıştır, küçük düşürmüş, böylece aşağılamıştır bizi. Seni, beni, herkesi. Kaale alacak kadar önemli görmüyorlar bizi. Yazık!
Oysa çarpışan, yaşam mücadelesi veren, vatan mücadelesi veren, her gün şerha şerha şehit düşen biziz, bu toprakları kanımızla sulayan biziz, ölen, iliği sömürülen buna da eyvallah diyen sen, ben, hepimiziz, ama "Cumhurbaşkanını halk seçsin" deyince, "olmaz, sen bu işten anlamazsın, sizin aklınız ermez o işlere" delinen yine biziz. Sensin halkım! Bir başkası değil.
Yani Cumhuriyet Halk Partisi diye bir şey, bir parti yok; Cumhuriyet Sistem, Cumhuriyet Rejim, Cumhuriyet Devlet partileri var. Ama sen yoksun.
Uzatmayayım. Ben de duygusalım. Dokunuyor uzatınca. Bitireyim artık. Ne diyor Beyrut'lu büyük şair Nizar Kabbânî, "Ben Beyrut" adlı kitabında, "Ancak Lübnan'ın siyasal aklı, parlamenter hayatın başından beri Necme meydanındaki 'İyi Uykular Oteli'nden dışarı çıkmadı. O hep çizgili ipek pijamasıyla kahvenin kapısında oturdu; sağ elinde kamışı, sol elinde çerez torbası. Masada rakı şişesi, devlet işleri, kâğıtları, mühürler... İş sahibi "halk çocukları" uzun bir kuyrukta dururlar, çerez torbasının bitmesini beklerler, rakı şişesinin bitmesini, ömürlerinin bitmesini..."
Bugün bu "İyi Uykular Oteli", Cumhuriyet Devlet/Sistem/Rejim Partisidir, Aziz Milletim. Öyle iş olsun diye tabelasında "halkçı" yazar. Mazi de bir hatıra olarak kalmıştır. Mazide kalakalmıştır. Bu bir ilüzyondur. Gözboyamasıdır. Seni oraya, içeriye çekmek için yapıştırılmıştır. Sömürtme kendini Aziz Milletim! Uyan artık! "İyi Uykular Oteli"nden çık sokaklara. Halk gibi, tıpkı eski günlerde ki gibi, el ele, kol kola olduğumuz gibi, neysek, oysak, içimiz dışımız bir, öyle halay çekelim meydanlarda. Böyle sivil sivil, mis gibi.
06.07.2007/ Cuma / İstanbul

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İngiliz Romantik Şiiri Üzerine Birkaç Söz

Mustafa Burak Sezer
İngiliz Romantik şiirinin William Shakespeare'la başladığı kabul edilir, fakat bu akımın şiirde hakiki bir akım olması, ya da Romantizmin şiirde ikinci kez dirilmesi, William Wordsworth, Coleridge ve Robert Southey'le yaşanmıştır ya da başlamıştır. Bu şairlerin Romantik akımı oluşturmasında 1783'te İngiltere'nin emperyal zulmüne karşı Kuzey Amerika'da cereyan eden Amerikan İhtilali ve akabinde 1789'da emperyal kraliyet sömürge rejimine karşı meydana gelen Fransız İhtilali'nin büyük etkisi olmuştur. Kral Louis'in karısı Kraliçe Mary Antoniette'nin bilindik sözü meşhurdur, "Eğer insanların yiyecek ekmekleri yoksa, müsade edin kek yesinler". Fransız İhtilali başladığında William Wordsworth Paris'te yaşıyordu ve 19 yaşındaydı. Fransız İhtilalinin etkisi, Wordsworth'un "Prelud" (prelüd, peşrev, giriş) adlı şiirinin ilk stanzalarında açıkça görülür.
Romantik şairler sentimental olarak, Fransız İhtilalinin ge…

Henry Fielding'in Joseph Andrews'u Üzerine Birkaç Not

Mustafa Burak Sezer
Fielding, İngiliz romanına getirdiği realistik açılımla, İngiliz romanının babası olarak kabul edilir. Her ne kadar John Bunyan'ın The Pilgrim's Progress'i ve Daniel Defoe'nun Robinson Crusoe'su edebiyat tarihçileri arasında asırlardır ilk roman babında bir tartışma konusu olsa da, İngiliz edebiyatında ilk yazılan roman cumhur gözünde Fielding'in çağdaşı Richardson'ın Pamela'sıdır. Richardson ve Fielding 18. yüzyılın ikinci yarısında aynı zam anda İngiltere'de "Age of Dr.Johnson", -Dr. Jonhson Çağı- olarak adlandırılan zaman diliminde yaşamıştır.
Richardson, Fielding'in aksine sürekli moral üzerine ahlak dersleri vererek, didaktik romanlar yazar. İlk roman olarak kabul edilen Richardson'un Pamela'sı epistolarik (mektup biçimsel) roman türünde kaleme alınmıştır. Tamamen moral kaygılar güden Richardson, Pamela'sını erdemli ve iffetli bir kadın olarak portreler. Büyük bir malikanede hizmetçilik yapan genç v…

Hızlı konuşan kadın