3 Mart 2008 Pazartesi

Faiz Ahmad Faiz (1914-1984): Seçme Şiirler


Faiz Ahmet Faiz
Hint yarı-kıtasının en önemli şairlerinden biri olan Faiz Ahmed Faiz, Pakistan'ın Sialkot(Siyalkot) şehrinde doğmuştur. Felsefe ve İngiliz Edebiyatı okumuştur, fakat şiir ve politika, şairi herşeyden daha çok enterese ve meşgul etmiştir. Yazdığı şiirler daima yönetici elit kesimi kendisine düşman etmiş, isyankâr yazarlar, Kenya'lı Ngugi ve Filistin'li Darwish gibi, sömürgeci (colonial) ve feodal sistemlere meydan okumuştur. Faiz, sömürgeci ve post-sömürgeci (post-colonial) zamanlarda, defalarca hapse girmiştir. Marksist (Marxist) ideolojiden ilham alarak, Faiz'in şiiri alt-tabaka insanlarına çok güçlü bir duyguyla bağlanır, bununla birlikte onun şiiri, Urdu Edebiyatının uzun soluklu, zengin geleneğiyle beslenerek, eşsiz güzelliğini daima muhafaza eder. Faiz'in aşk şiirleri, en az politik şiirleri kadar cazibelidir, ve Faiz Ahmed Faiz çağdaş Urdu şiirinde, şiir dilinin (poetic diction) biçimlenmesinde, başlıca öncü şairlerinden biri olarak kabul edilmiştir.

1930 yılında Alys Faiz ile evlendi ve iki kız evladı oldu. Alys Faiz, Faiz'in hayatında ve şiirlerinin üne kavuşmasında etkili olmuştur. Bir şairin gerçek ödülü, hayranları tarafından sevilmesi ve takdir edilmesidir. Faiz onlardan birisiydi. Bununla birlite 1963'te Lenin Barış Ödülünü alan ilk Asyalı şair oldu. Ölümünden önce, 1984'te Nobel için aday gösterildi, fakat daha sonraki yaşamında Yaser Arafat ve Filistin Hareketi ile olan ilişkisinden dolayı ve Lotus dergisinin editörlüğünü yürüttüğü için, Nobel hiyerarşisinde güçlü Zionist (Sionist) elementin güdümünde olan Nobel Ödülünden mahrum edildi.
...
Loneliness
Loneliness like a good, old friend
visits my house to pour wine in the evening.
And we sit together, waiting for the moon,
and for your face to sparkle in every shadow.

Yalnızlık
Yalnızlık, eski, iyi bir arkadaş gibi
Akşamları şarap dökmek için evime uğrar.
Oturup birlikte mehtabı bekleriz
Ve yüzünün her gölgeyi aydınlatmasını.
...
Last Night
Last night your lost memory visited my heart
as spring visits the wilderness quietly,
as the breeze echoes the silence of her footfalls
in the desert,
as peace slowly, softly descends on one's sickness.

Dün Gece
Dün gece senin kayıp hatıran kalbime uğradı
Hani bahar usulca beyabanı* ziyaret eder ya
Hani frişka** çölde ayak seslerinin sessizliğini aksisedalar,
Hani huzur birilerinin hastalığı üzerine yavaşça, yumuşakça çöker ya.
*Çöl, sahra
**Meltem, hafif ve tatlı rüzgâr
...
Tonight
Do not strike the chord of sorrow tonight!
Days burning with pain turn to ashes.
Who knows what happens tomorrow?
Last night is lost; tomorrow's frontier wiped out:
Who knows if there will be another dawn?
Life is nothing, it's only tonight!
Tonight we can be what the gods are!
Do not strike the chord of sorrow, tonight!
Do not repeat stories of sufferings now,
Do not complain, let your fate play its role,
Do not think of tomorrows, give a damn--
Shed no tears for seasons gone by,
All sighs and cries wind up their tales,
Oh, do not strike the same chord again!

Bu Gece
Bu gece kederin akorduna çatma!
Küle dönüyor ıstırapla yanan günler.
Yarın ne olacağını kim bilebilir?
Dün gece kayboldu; yarının hududu silinip süpürüldü:
Yeniden şafağın sökeceğini kim bilebilir?
Hayat hiçbirşey, hayat yalnızca bu gece!
Bu gece bizde öyle olabiliriz tanrılar neyse!
Bu gece kederin akorduna çatma!
Istırap öykülerini tekrarlama şimdi,
Yakınma, izin ver alınyazın rolünü oynasın
Yarınları düşünme, kafana takma--
Geçen mevsimler için gözyaşı akıtma,
Bütün inlemeler ve hıçkırıklar kendi masalını bitirir
Oh, tekrar aynı akorda çatma!
...
Speak
Speak, your lips are free.
Speak, it is your own tongue.
Speak, it is your own body.
Speak, your life is still yours.
See how in the blacksmith's shop
The flame burns wild, the iron glows red;
The locks open their jaws,
And every chain begins to break.
Speak, this brief hour is long enough
Before the death of body and tongue:
Speak, 'cause the truth is not dead yet,
Speak, speak, whatever you must speak.

Konuş
Konuş, dudakların özgür.
Konuş, bu senin öz dilin.
Konuş, bu senin öz bedenin.
Konuş, hayatın hâlâ senin.
Gör bak demircinin dükkanında
Nasıl yanar şûleler asice, demir kızarır;
Kilitler açar çenelerini,
Ve başlar her zincir kırılmaya.
Konuş, bu kısa zaman yeterince uzun
Bedenin ve dilin ölümünden önce:
Konuş, çünkü hakikat ölmedi henüz
Konuş, konuş, ne olursa olsun konuşmalısın.
...
Stanza
If they snatch my ink and pen,
I should not complain,
For I have dipped my fingers
In the blood of my heart.
I should not complain
Even if they seal my tongue,
For every ring of my chain
Is a tongue ready to speak.

Stanza*
Eğer çekip alırlarsa kalem ve mürekkebimi,
Yakınmamalıyım,
Parmaklarımı kalbimin kanına daldırdım
Dilimi mühürleseler bile
Yakınmamalıyım
Prangamın her halkası
Konuşmaya hazır bir dildir.
* Şiir kıtası
...
My Interview
The wall has grown all black, upto the circling roof.
Roads are empty, travellers all gone. Once again
My night begins to converse with its loneliness;
My visitor I feel has come once again.
Henna stains one palm, blood wets another;
One eye poisons, the other cures.
None leaves or enters my heart's lodging;
Loneliness leaves the flower of pain unwatered,
Who is there to fill the cup of its wound with color?
My visitor I feel has come once again,
Of her own will, my old friend--her name
Is Death: a friend in need, yet an enemy--
The murderess and the sweetheart!

Mülâkatım
Duvar, dönen tavana kadar simsiyah uzadı.
Yollar boş, yolcular gitti. Birkez daha
Yalnızlıkla söyleşiye başlıyor gecem;
Hissediyorum ziyaretçim geldi yeniden.
Kına bir avcu koyulaştırıyor, kan ıslatıyor diğerini;
Bir göz zehirliyor, şifa oluyor diğeri.
Kalbimin kiralık odasını ne terkeden var ne de giren
Yalnızlık ıstırap çiçeğini sulamadan bırakıyor,
Orada, yarasının kabını boya ile dolduracak kim var?
Hissediyorum, ziyaretçim geldi yeniden,
Kendi öz iradesiyle, benim eski arkadaşım--onun ismi
Ölümdür: ihtiyacı olan bir arkadaş, şu anda bir düşman--
Katil ve sevgili!

Faiz Ahmed Faiz

Turkish translation by Mustafa Burak Sezer
English translation by Azfar Hussain

01.04.2007 / İslamabad
BH SANAT / Ağustos-Eylül


video

Hiç yorum yok:

Etiketler

300 (1) Allen Ginsberg (2) Amaççı Yanılım (1) Amiri Baraka (3) Ardengo Soffici (1) Aşk (1) Attila İlhan (1) Cahit Koytak (1) Cemal Süreya (2) CHP (1) Cody Walker (2) Çeviri Öykü (3) Çeviri Şiir (31) Daniel Defoe (1) David Lerner (1) Deneme (3) Diane Di Prima (1) Dictionary of Poets (3) Dimitris Dimosthenous Lentzis (1) Eleştiri (10) Ezra Pound (1) Faiz Ahmed Faiz (2) Footnote to Howl (1) Füruğ Ferruhzad (1) Gregory Corso (1) Henry Fielding (1) Hindistan (1) Hip Hop (1) Hüseyin Cöntürk (1) İngiliz Romantik Şiiri (1) intertextuality (1) İsmet Özel (1) J.A.Cuddon (1) James Merrill (1) Jean Fritz (1) Jeanne Murray Walker (1) Joseph Andrews (1) Julia Kristeva (1) Kamala Das (2) Karen Chase (1) Kay Ryan (1) Liang Xiaoming (1) Lisa Lewis (1) Louise Glück (1) Mahmut Derviş (1) Margaret Atwood (1) Maria Wong (1) Mehmet Akif Ersoy (1) Mehmet Aycı (1) Mein Kampf (1) Metinlerarasılık (1) Mikhail Bakhtin (1) Morning of Hayyam (1) Muhammed İkbal (3) Mustafa Burak Sezer (22) Müzik (1) Nazım Hikmet (1) Necip Fazıl Kısakürek (1) Niels Hav (1) Orhan Veli (1) Oscar Wilde (1) Ountlandish (1) Öykü (5) Parveen Shakir (1) Poetry (1) Poetry in Turkish Translation (20) Post-Modernizm (1) Postmodernist Sanat (1) Robinson Crusoe (1) Senaryo (1) Sezai Karakoç (1) Sinema (1) Söyleşi (2) Sözlük (5) Steve Scafidi (1) Sümeyye Çomaklı (1) Şairler Sözlüğü (3) Şiir (11) T. S. Eliot (1) The Handmaid's Tale (1) Trevanian (1) Turkish Poetry (11) Ünsal Ünlü (1) Valzhyna Mort (1) Vera Pavlova (1) W. K. Wimsatt (1) W.H. Auden (1) William Butler Yeats (1)