Ana içeriğe atla

Henry Fielding'in Joseph Andrews'u Üzerine Birkaç Not


FieldingFielding, İngiliz romanına getirdiği realistik açılımla, İngiliz romanının babası olarak kabul edilir. Her ne kadar John Bunyan'ın The Pilgrim's Progress'i ve Daniel Defoe'nun Robinson Crusoe'su edebiyat tarihçileri arasında asırlardır ilk roman babında bir tartışma konusu olsa da, İngiliz edebiyatında ilk yazılan roman cumhur gözünde Fielding'in çağdaşı Richardson'ın Pamela'sıdır. Richardson ve Fielding 18. yüzyılın ikinci yarısında aynı zam anda İngiltere'de "Age of Dr.Johnson", -Dr. Jonhson Çağı- olarak adlandırılan zaman diliminde yaşamıştır.
Richardson, Fielding'in aksine sürekli moral üzerine ahlak dersleri vererek, didaktik romanlar yazar. İlk roman olarak kabul edilen Richardson'un Pamela'sı epistolarik (mektup biçimsel) roman türünde kaleme alınmıştır. Tamamen moral kaygılar güden Richardson, Pamela'sını erdemli ve iffetli bir kadın olarak portreler. Büyük bir malikanede hizmetçilik yapan genç ve güzel Pamela, evin erkeği tarafından sürekli tahrik edilerek seksüel ilişkiye zorlanır; fakat Pamela o kadar namuslu ve erdemlidir ki buna katıyyen izin vermez. Sonunda evin erkeği Pamela'nın bu aşırı iffeti ve erdemi karşısında etkilenerek kadına aşık olur ve evlenme teklifi eder. Malikaneye hizmetçi olarak giren iffetli Pamela, erdeminin karşılığı olarak evin hanımefendisi olur.
Bu Richardson'ın idealistik ütopyasıdır. Ona göre, erdemi ve namusuyla yaşayanlar bunun karşılığını bu dünyada alacaklardır.
Henry Fielding ise Pamela'nın üzerinden çok geçmeden Joseph Adrews'u yazar. Joseph andrews bir şekilde Pamela'nın devamı gibidir. Bazı eleştirmenler Fielding'in bu romanı yazarken Cervantes'in Don Kişot'undan etkilendiğini belirtir. Roman hicivsel bir dille örülmüştür. Ayrıca Fielding Joseph andrews'un önsözünde Antik Yunan, Aristo'nun Poetika'sı, Homer ve diğer kaynaklardan uzun kazıyeler öne sürerek romanını epik formda yazdığını iddia eder. Bu konu uzun zaman tartışılmış, daha sonra ekseriyet romanın epik olduğuna kanaat getirmiştir.
Fielding'in Joseph andrews'i aynı şekilde erdemli, iffetli ve asildir, üstelik Pamela'nın erkek kardeşidir. Başı sıkıştıkça, kız kardeşi Pamela'ya mektuplar yazarak, Hristiyanlıkta mevcut olan bir tür itiraf ritüeli icra eder. andrews, Londra'da asil bir lordun malikanesinde işe başlar. Çok geçmeden Lord ölür. Lordun güzel ve ateşli karısı Lady Booby kocasının ölümünün üzerinden altı gün geçtikten sonra, Adrews'i odasına çağırtır. Dekolte bir gecelik giyen Lady Booby geçen diyologlar arasında frikikler vererek, andrews'u tahrik etmeye çalışsa da karşılık bulamayınca kademe kademe sinirlenmeye başlar. Sonunda açık açık onunla seksüel ilişki kurmak istediğini söyler fakat and rews bunu reddeder ve Lady'nin huzurundan kovulur. Aynı zaman diliminde evin çirkin hizmetçisi Bayan Slipslop kilerde yakışıklı ve savunmasız andrews'ı sıkıştırarak onu kışkırtmaya, ondan yararlanmaya çalışır. Açıkçası andrews saf bir delikanlı değildir; olanların farkındadır fakat erdemine ve iffetine oldukça düşkündür. Slipslop'ta istediğini elde edemeyince küplere biner. Periyodik olarak Lady Booby ve Slipslop arasında geçen bir diyologta uzanılamıyan et mındardır konumuna düşürülen Joseph andrews evden ve işten kovulur. Joseph kız kardeşi Pamela'ya uzun bir mektup yazarak Malikaneden ayrılır.
Bundan sonraki episodlarda andrews, Londra'dan çıkarak küçük bir kasabaya doğru ilerleyecektir ve bu yolculuk zarfı boyunca başından ilginç, zaman zaman trajik enstantaneler geçecektir. Hedefinde onu temizliğe ve erdeme kavuşturacak, tüm kalbiyle, saf bir sevgiyle sevdiği, sevgilisi Fanny'e ulaşmak vardır.
Bu yolculuğu John Bunyan'ın Pilgrim's Progress'indeki yolculuğa benzetebiliriz. Henry Fielding romanında Londra kalabalıklarının hipokrasisini(iki yüzlülük) ve kibrini kademe kademe episodlar halinde sergiler ve Londra'nın kokuşmuş yaşam tarzını mizahi bir uslüpla hicveder.
Açıkçası andrews bu kokuşmuş ve kirletilmiş hayattan kendini uzaklaştırıp paklamak istemekte, bunu gerçekleştirmek içinde Fanny'e ulaşmak zorundadır. Bunu bir tür kutsal haç yolculuğu ile teşbih edebiliriz.
Richarson'un Pamela'sında erdemin ve iffetin muhafazası sonunda, Pamela bu dünyada mükafata kavuşur, oysa Fielding hayatı daha realistik göstererek, iffet, erdem ve ahlaki ölçütler gibi değerlerin korunmasının kalbi rahatlatmak ve iç huzuru bulmak için olduğunu ima eder. Pamela'nın bu dünyada mükafatını almasının aksine Joseph andrews, Fielding'in romanında iffetini ve erdemini muhafaza ettiği için, ardından adı kötülenerek malikaneden kovulur.
Henry Fielding, Joseph Adrews, Orient Longman Classics.

Yorumlar

mustafaburaksezer dedi ki…
Picaresque (pikaresk) Roman

Metinde Fielding'in kendi romanını epik olarak tanımladığını, belirtmiştim zaten. Fakat eleştirmenler ve edebiyat teorisyenleri, yazarın iddiasını baz almaz bir eseri kritize ederken. Fielding'in romanını epik şiir olarak görmesi bir iddiadır.

"Henry Fielding romanında Londra kalabalıklarının hipokrasisini(iki yüzlülük) ve kibrini kademe kademe episodlar halinde sergiler ve Londra'nın kokuşmuş yaşam tarzını mizahi bir uslüpla hicveder." Bu cümlede Fielding'in "comic satire" yani komik hicvetme sanatı uyguladığını es geçmişim. Bunu da burada zikretmiş olalım.
Romanın "epistolarik" olduğunu İngiliz Edebiyatı Tarihin'de, 18. Yüzyıl dönemini incelerken profösörümüz belirtmişti. Ama hazır bahis açılmışken, şunu de eklemek istiyorum, roman epistolarik olmakla birlikte aynı zamanda "Picaresque" -pikaresk- roman türüne de giriyor. Balzac'ın Vadideki Zambak'ı da hem epistolarik hem pikaresk roman türüne girer. Picaresque kelimesini Türçeye tek kelime halinde çevirmek hayli zor, fakat "hergelelerin, kopukların, tatlı serserilerin serüvenlerini anlatan; insanın pek onaylamadığı, fakat gerçekte pek te o kadar kötü olmayan kimselerin gezip dolaşmalarını, başından geçenleri konu alan: a picaresque novel*" Bir tür seyahat romanı diyebiliriz.
Joseph Andrews, belli periyodlarda Clergy adamı (Kilise-din adamı) olan Mr. Abraham Adams'a ve kız kardeşi Pamela'ya yazdığı mektuplarla epistolarik, baştan sona trajik, klaymeksi yükselen episodlarıyla seyahat ve serüvenlerle geçmesi sebebiyle pikaresktir. Fielding dilini ise komik bir hiciv üslubuyla kurar.

*Longman-Metro, Büyük İngilizce-Türkçe-Türkçe Sözlük
Emera dedi ki…
This is great info to know.

Bu blogdaki popüler yayınlar

İngiliz Romantik Şiiri Üzerine Birkaç Söz

Mustafa Burak Sezer
İngiliz Romantik şiirinin William Shakespeare'la başladığı kabul edilir, fakat bu akımın şiirde hakiki bir akım olması, ya da Romantizmin şiirde ikinci kez dirilmesi, William Wordsworth, Coleridge ve Robert Southey'le yaşanmıştır ya da başlamıştır. Bu şairlerin Romantik akımı oluşturmasında 1783'te İngiltere'nin emperyal zulmüne karşı Kuzey Amerika'da cereyan eden Amerikan İhtilali ve akabinde 1789'da emperyal kraliyet sömürge rejimine karşı meydana gelen Fransız İhtilali'nin büyük etkisi olmuştur. Kral Louis'in karısı Kraliçe Mary Antoniette'nin bilindik sözü meşhurdur, "Eğer insanların yiyecek ekmekleri yoksa, müsade edin kek yesinler". Fransız İhtilali başladığında William Wordsworth Paris'te yaşıyordu ve 19 yaşındaydı. Fransız İhtilalinin etkisi, Wordsworth'un "Prelud" (prelüd, peşrev, giriş) adlı şiirinin ilk stanzalarında açıkça görülür.
Romantik şairler sentimental olarak, Fransız İhtilalinin ge…

Hızlı konuşan kadın