Ana içeriğe atla

Amaççı Yanılım

j.a.cuddon, amaççı yanılımı şöyle tanımlıyor: edebiyat eserinde gerçekleşmiş olsun ya da olmasın, yazarın niyetini baz alarak yapılan değerlendirme sonucu meydana gelen yargılama ve eleştirme hatasıdır. modern eleştiri (1920'lerden itibaren) sanat eserinden başka her hangi bir görüşün ya da şeyin konu dışı olacağı fikrinde. bu tarz yaklaşımlar, özellikle i.a richards ve t. s. eliot eleştirilerinde, 1920'ler ve amerikalı yeni eleştirmenlerin (american new critics) (new criticism) 1940 ve 50'lerdeki çalışmalarında görülüyor. 1946'de w. k. wimsatt (monroe c. beardsley'le birlikte) "the intentional fallacy" (amaççı yanılım) adlı denemesini yayınladı, (daha sonra "the verbal icon" da bir daha yayınladı, 1954) modern eleştiri kuramının gelişmesinde merkezi bir döküman olarak yer tutuyor.

bakış açılarına göre, "bir şiir ne eleştirmenin ne de yazarın malıdır (şiir doğuşuyla birlikte şairden bağımsız olarak, sahibinin kontrolünden veya niyetinden uzaklaşır ve tüm dünyayı dolaşır). şiir halkın malı olur..."

wimsatt'ın iddiaları çok sık tartışılıyor. yeni eleştirmenlerden bazıları (mesela, cleanth brooks ve john crowe ransom) "total intention" (tüm amaç) olarak adlandırma yaparak, bütün anlamı ya da eserin organizmasını işaret ediyor.

ayrıca, "affective fallacy ve personal heresy" kavramlarına da bakılabilir.

hüseyin cöntürk, "intentional fallacy" kavramını "amaççı yanılım" olarak çeviriyor. wimsatt ve fyre'dan aktardıklarına ve eklediklerine bakalım: "amaççılık çok eskilere gider. ona karşı bilinçli çıkış ise oldukça yenidir. "yeni eleştirmenler" bunların önünde gelir.

yeni eleştirmecilere göre bir edebiyat yapıtı (özellikle şiir) kendi içinde tam olan bir belgedir, yazarının amacı diye bir şey olamaz, yazarın bir amacı varsa o da ortaya koyduğu yapıttır. başkaca bir amaç dışınsaldır (exterior), bizi ilgilendirmez. yapıt yazıldıktan sonra artık yazarının değildir, yazarının amaçlarının kontrolü dışında bir yaşayışa başlar. kişisel çalışmalarla sanat çalışmalarını birbirine karıştırmamalıdır. bir yapıtın değerlendirilmesini yazarının amacını gerçekleştirip gerçekleştirmemesine göre yapmak doğru değildir, buna "amaççı yanılım" denir (wimsatt, "intentional fallacy".)

fyre da konuyu şöyle belirlemiştir: sanat yapıtı kendisinin amacı olmalıdır. erek olarak, bir başka şeyin tanıtılması olamaz o. en sonu düşünürsek, başka fenomenler, ölçütler, değerler ve son nedenlerle ilişkilendirilemez o. bütün bu dışınsal ilişkiler "amaççı yanılım"dan sayılır. şiir aktöreye, doğruya ve güzele götüren bir araçtır, ama şiir bunları amaçlamaz, "içten bir sözsel güç" olmaya bakar. şair, şair olarak, şiir yazmayı amaçlar, bunun için de yazı türünü ve tipini seçer, bunun dışında bir amaca yöneliyorsa bu şair değil, onun "ego"sudur.

uygulama alanında ise "amaççı yanılım" şöyle tanımlanıyor: yazarın bir yerde deyimlemiş olduğu amacına ve ayrıca biyografisine bakarak yapıtını çözümlemeye, açıklamaya kalkmak.

p.s: daha fazla bilgi için cöntürk'ün, çağının eleştirisi (cilt I) "yazarın maksadı" adlı yazısı (s.638-646) incelenebilir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İngiliz Romantik Şiiri Üzerine Birkaç Söz

Mustafa Burak Sezer
İngiliz Romantik şiirinin William Shakespeare'la başladığı kabul edilir, fakat bu akımın şiirde hakiki bir akım olması, ya da Romantizmin şiirde ikinci kez dirilmesi, William Wordsworth, Coleridge ve Robert Southey'le yaşanmıştır ya da başlamıştır. Bu şairlerin Romantik akımı oluşturmasında 1783'te İngiltere'nin emperyal zulmüne karşı Kuzey Amerika'da cereyan eden Amerikan İhtilali ve akabinde 1789'da emperyal kraliyet sömürge rejimine karşı meydana gelen Fransız İhtilali'nin büyük etkisi olmuştur. Kral Louis'in karısı Kraliçe Mary Antoniette'nin bilindik sözü meşhurdur, "Eğer insanların yiyecek ekmekleri yoksa, müsade edin kek yesinler". Fransız İhtilali başladığında William Wordsworth Paris'te yaşıyordu ve 19 yaşındaydı. Fransız İhtilalinin etkisi, Wordsworth'un "Prelud" (prelüd, peşrev, giriş) adlı şiirinin ilk stanzalarında açıkça görülür.
Romantik şairler sentimental olarak, Fransız İhtilalinin ge…

Henry Fielding'in Joseph Andrews'u Üzerine Birkaç Not

Mustafa Burak Sezer
Fielding, İngiliz romanına getirdiği realistik açılımla, İngiliz romanının babası olarak kabul edilir. Her ne kadar John Bunyan'ın The Pilgrim's Progress'i ve Daniel Defoe'nun Robinson Crusoe'su edebiyat tarihçileri arasında asırlardır ilk roman babında bir tartışma konusu olsa da, İngiliz edebiyatında ilk yazılan roman cumhur gözünde Fielding'in çağdaşı Richardson'ın Pamela'sıdır. Richardson ve Fielding 18. yüzyılın ikinci yarısında aynı zam anda İngiltere'de "Age of Dr.Johnson", -Dr. Jonhson Çağı- olarak adlandırılan zaman diliminde yaşamıştır.
Richardson, Fielding'in aksine sürekli moral üzerine ahlak dersleri vererek, didaktik romanlar yazar. İlk roman olarak kabul edilen Richardson'un Pamela'sı epistolarik (mektup biçimsel) roman türünde kaleme alınmıştır. Tamamen moral kaygılar güden Richardson, Pamela'sını erdemli ve iffetli bir kadın olarak portreler. Büyük bir malikanede hizmetçilik yapan genç v…

Hızlı konuşan kadın