Ana içeriğe atla

Metinlerarasılık / intertextuality




(bkz. [[intertextuality]])

terim ilk olarak 1966'da julia kristeva'nın bir denemesinde, herhangi bir yazınsal metnin kendisinden önce gelen, diğer metinlerle zorunlu bir bağlılık kurduğunu ifade etmek için uydurulmuştur. edebi bir metin soyutlanmış bir fenomen değildir, 'alıntı mozaiklerinden kurulmuştur; her metin yek diğerinin bir emmesi ve transformasyonudur.'
bu denemesinde, [[julia kristeva]] fransız okuyucusuna, o zamanlarda yakinen tanınmayan, mikhail bakhtin'in (1895-1975) edebiyat teorisinin önemini ve doğasını tasvir etmeye çalışıyordu.

bakhtin'nin romanın 'dialogical' doğasını sezmesi, kristeva'yı, strüktüralist edebi sözcük dağarcığının kurulmasında, muazzam etkisi olan bir terim uydurmaya sevk etti. kristeva ve tel quel'in yazarları, metinlerarasılığı, tek anlamlılıktan yeni bir özgürlüğü, varoluşçuluku ve politik-olmayan eleştirinin tüm formlarını temsil eden bir terim olarak kullandı.

kristeva, aynı zamanda metinlerarasılığın, basitçe fenomenolojik-burjuvanın intersübjektivite kavramının yerini almasında ısrar ederek çok aceleci davrandı; bunun için bir vuruşta hem öznellik (sübjektivite) hem bireysel biçim üzerine gelecek herhangi bir teoriyi feshetmiş oldu.
metinlerarasılık aynı zamanda, elbette hem linguistik hem de semiyotiktir, bundan dolayı psikanaliz ve kendi yeni teorisi semanaliz le (semanalysis) iyileştirilebilir.

daha fazla okuma için (bkz. j.kristeva, desire in language (1980))

bugün metinlerarasılığı daha geniş bir ölçekte kullanıyoruz. metinlerarasılıktan salt yazılı, basılı metinleri anlamak yerine bugün medya metinlerarasılığı (media intertextuality) gibi yeni ve daha kapsamlı kavramlar var.

medya metinlerarasılığı kısaca, yapımcıların varsaydığı bir metnin, diğer başka bir medya metnine gönderme yapması ve bunun izleyici/okuyucu tarafından farkedilmesidir, diyebiliriz. bugün medya işin içine girince, konvansiyonel olarak metin kavramından anladığımız yazılı, basılı envanter yerine, tüm medya ürünlerini anlıyoruz. bunun içine televizyon programları, reklamlar, fotoğraflar, filmler (video veya sinema olsun) gazete makaleleri (veya gazetenin kendisi), radyo programları, cingıllar, video oyunları ve web sayfalarının tümü metin (text) olarak okunabilir.
izleyici bir okuyucu olarak, gördüğü her şeye, kültürel enfrastrüktürüne ve entellektüel donanımına göre, prodüktörler tarafından re-reprezente edilen metne, kendinden yeni bir anlam yükler ve yorumlayarak bu metinleri okur.

medya metinleraraslığı işin içine girince, bu kavramın, taklit (mimicry), parodi, pastiş ve homage, kurgusal dizi filmlerin tabloid basındaki işleyişi, diğer medya formlarındaki medya metinlerinin denetimi ve kritiği, medya sanatçılarının birden fazla medya yapısında çalışması gibi şeylerin tartışılması ve aydınlatılması gerekir.

izleyici/okuyucunun zevklerinden birisi, medya metinlerini tanıyarak, keyifle tüketmesidir. bu zevkin bir biçimi, bir metnin başka bir metne olan referansını tanımakla gelir. bu tarz bir referans prosesine "metinlerarasılık" diyoruz.


referans kaynaklar:
1- the norton dictionary of modern thought, edited by alan bullock, stephen trombley.
2- media studies, the essential introduction, philip rayner, peter wall and stephen kruger; routledge, taylor & francais group


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İngiliz Romantik Şiiri Üzerine Birkaç Söz

Mustafa Burak Sezer
İngiliz Romantik şiirinin William Shakespeare'la başladığı kabul edilir, fakat bu akımın şiirde hakiki bir akım olması, ya da Romantizmin şiirde ikinci kez dirilmesi, William Wordsworth, Coleridge ve Robert Southey'le yaşanmıştır ya da başlamıştır. Bu şairlerin Romantik akımı oluşturmasında 1783'te İngiltere'nin emperyal zulmüne karşı Kuzey Amerika'da cereyan eden Amerikan İhtilali ve akabinde 1789'da emperyal kraliyet sömürge rejimine karşı meydana gelen Fransız İhtilali'nin büyük etkisi olmuştur. Kral Louis'in karısı Kraliçe Mary Antoniette'nin bilindik sözü meşhurdur, "Eğer insanların yiyecek ekmekleri yoksa, müsade edin kek yesinler". Fransız İhtilali başladığında William Wordsworth Paris'te yaşıyordu ve 19 yaşındaydı. Fransız İhtilalinin etkisi, Wordsworth'un "Prelud" (prelüd, peşrev, giriş) adlı şiirinin ilk stanzalarında açıkça görülür.
Romantik şairler sentimental olarak, Fransız İhtilalinin ge…

Henry Fielding'in Joseph Andrews'u Üzerine Birkaç Not

Mustafa Burak Sezer
Fielding, İngiliz romanına getirdiği realistik açılımla, İngiliz romanının babası olarak kabul edilir. Her ne kadar John Bunyan'ın The Pilgrim's Progress'i ve Daniel Defoe'nun Robinson Crusoe'su edebiyat tarihçileri arasında asırlardır ilk roman babında bir tartışma konusu olsa da, İngiliz edebiyatında ilk yazılan roman cumhur gözünde Fielding'in çağdaşı Richardson'ın Pamela'sıdır. Richardson ve Fielding 18. yüzyılın ikinci yarısında aynı zam anda İngiltere'de "Age of Dr.Johnson", -Dr. Jonhson Çağı- olarak adlandırılan zaman diliminde yaşamıştır.
Richardson, Fielding'in aksine sürekli moral üzerine ahlak dersleri vererek, didaktik romanlar yazar. İlk roman olarak kabul edilen Richardson'un Pamela'sı epistolarik (mektup biçimsel) roman türünde kaleme alınmıştır. Tamamen moral kaygılar güden Richardson, Pamela'sını erdemli ve iffetli bir kadın olarak portreler. Büyük bir malikanede hizmetçilik yapan genç v…

Hızlı konuşan kadın