Ana içeriğe atla

haydar abi



haydar abi / mustafa burak sezer

 
yalnızlığa savrulmuş bakır bir traktör gibiyim uçurumun dibindeyim haydar abi
buraya yuvarlanarak gelmedim düşerken yürüyerek geldim polisler bile çevirmedi
etkinliklerin içinde çoğalıp binlerce yüzün arasında ben de kayboldum sizin gibi kim olduğumu unuttum
herkes yukarı aşağı yürürken hepimizi herkesleştiren o kıpır kıpır müzikleri dinledim lambaya püf dedim
fransızca turistleri seksi bir şeylere benzettim biz türkçe konuşunca çok romantik oluyoruz di mi haydar abi
#hayat böyle diyorlar bunlar her boku biliyorlar bilmedikleri bok yok haydar abi sanki dünyanın sahibi onlar
en güzel kızı futbol maçına götürüp bağırtıyorlar hepimiz galatasaraylıyız bunu hala bilmiyorlar en şahane kupalar bizim haydar abi
biz sevince elimize yüzümüze bulaştırıyoruz peçete varsa bir zahmet uzatıver haydar abi ellerim yine sersem, ürkek, nasıl da yapış yapış
bak kalbim nasıl da güm güm titriyor bunlar içimdeki taraftarın ayak sesleri
traş olurken köpük sürmüyorum klişeyi böyle yıkıyorum kendimi çok süper hissediyorum
çok kirliyim haydar abi suların altında saatlerce kalıyorum ama hep bir kirlilik hissiyle kurulanıyorum derimin altına kadar sinmiş sanki
mitolojik bir kanalizasyon gibiyim paslı boruların içinden atomlarım şıllık hızıyla geçiyor
yaşamak bazen çok felsefik geliyor her şeyin bir tanımı var terminolojide biz nerdeyiz, bizi acaba sikleyen var mı haydar abi
futbol maçından sonra neden bu manyaklar oturup saatlerce oyunu yorumluyorlar / biz gerizekalı mıyız, biz götümüzle mi izliyoruz haydar abi
kıza tecavüz etmişler skiper yorumluyor: böyle ettiler buralar buralarını / porno sektörü kan ağlıyor haydar abi
birileri neden hep bizim adımıza konuşuyor, bizim için yemek seçiyor / yoksa bir şarkıcının dediği gibi zurna mıyız ha
otobüste teyzelere yer vermemek için uyur numarası yapan makatları jöle kaplı gençlerin beynini amerikan filmleri yıkıyor haydar abi
nerden biliyorum bizi de böyle yıkadılar haydar abi sidikli sularda tramplenden atlattılar
gösterecek hiçbir şeyim yok "akıp giden sokaktan başka" seksi olsaydım zaten kuşe kağıtlı dergilere kapak olurdum haydar abi
biz bu zevzek meseleleri etüd ederken birileri binlercesini roketle havaya uçuruyor / koku gelmiyor havada parfüm kokusu var haydar abi
gazeteler parfümle basılıyor, bütün dizilerde baş rol olabiliriz nasıl olsa çocuklar tutkalla yapıştırılıyor orta doğu'da haydar abi

bir caminin önüne bırakılan şüpheli paket gibiyim ınga ınga diyorum halüsünasyon görüyorlar bomba değilim beni kimse sevmiyor haydar abi
benim sevdiklerim hep ellerin oldu artık seni seviyorum senden bir yanlış beklemiyorum sana güveniyorum haydar abi
ama korkarım bize güvenmiyorlar big brother is watching us haydar abi
bizim enternasyonel kavgamız metropollerde avmlerde marka oldu biz treni çoktan kaçırdık haydar abi

karayazı, 20. sayı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İngiliz Romantik Şiiri Üzerine Birkaç Söz

Mustafa Burak Sezer
İngiliz Romantik şiirinin William Shakespeare'la başladığı kabul edilir, fakat bu akımın şiirde hakiki bir akım olması, ya da Romantizmin şiirde ikinci kez dirilmesi, William Wordsworth, Coleridge ve Robert Southey'le yaşanmıştır ya da başlamıştır. Bu şairlerin Romantik akımı oluşturmasında 1783'te İngiltere'nin emperyal zulmüne karşı Kuzey Amerika'da cereyan eden Amerikan İhtilali ve akabinde 1789'da emperyal kraliyet sömürge rejimine karşı meydana gelen Fransız İhtilali'nin büyük etkisi olmuştur. Kral Louis'in karısı Kraliçe Mary Antoniette'nin bilindik sözü meşhurdur, "Eğer insanların yiyecek ekmekleri yoksa, müsade edin kek yesinler". Fransız İhtilali başladığında William Wordsworth Paris'te yaşıyordu ve 19 yaşındaydı. Fransız İhtilalinin etkisi, Wordsworth'un "Prelud" (prelüd, peşrev, giriş) adlı şiirinin ilk stanzalarında açıkça görülür.
Romantik şairler sentimental olarak, Fransız İhtilalinin ge…

Henry Fielding'in Joseph Andrews'u Üzerine Birkaç Not

Mustafa Burak Sezer
Fielding, İngiliz romanına getirdiği realistik açılımla, İngiliz romanının babası olarak kabul edilir. Her ne kadar John Bunyan'ın The Pilgrim's Progress'i ve Daniel Defoe'nun Robinson Crusoe'su edebiyat tarihçileri arasında asırlardır ilk roman babında bir tartışma konusu olsa da, İngiliz edebiyatında ilk yazılan roman cumhur gözünde Fielding'in çağdaşı Richardson'ın Pamela'sıdır. Richardson ve Fielding 18. yüzyılın ikinci yarısında aynı zam anda İngiltere'de "Age of Dr.Johnson", -Dr. Jonhson Çağı- olarak adlandırılan zaman diliminde yaşamıştır.
Richardson, Fielding'in aksine sürekli moral üzerine ahlak dersleri vererek, didaktik romanlar yazar. İlk roman olarak kabul edilen Richardson'un Pamela'sı epistolarik (mektup biçimsel) roman türünde kaleme alınmıştır. Tamamen moral kaygılar güden Richardson, Pamela'sını erdemli ve iffetli bir kadın olarak portreler. Büyük bir malikanede hizmetçilik yapan genç v…

Hızlı konuşan kadın