Ana içeriğe atla

yoksa ben insan değil miyim çiçeğim

yoksa ben insan değil miyim çiçeğim

mustafa burak sezer

içimde yavşayan bir coğrafya var / ben insan değil miyim çiçeğim?
içimden çıkarıyorum rengarenk paspaslar ayaklarınla bas diye
bir günde on beş kere sevişen adam içimden geçiyor / işsizlik gittikçe artıyor çiçeğim
geçiyor belli belirsiz bir burukluk bir hüzün içimden / sana gelince çoğalıyor
içimden yorgun işçiler geçiyor enselerini soğuk güneşlerin yaktığı
içimden ferrari geçiyor satıp bilgeleşemiyorum çiçeğim
bu şarkı içimden senin için geliyor çıtır çıtır ye diye beni
içimden kızılırmak geçiyor balıklar geçiyor bir de boru hattı geçiyor
içimizdeki derin mevzu bizi aşıyor çiçeğim

içimden halkların kardeşliği geçiyor, çeto sen hala burda mısın
içimden aşk desem herkes merhaba diyor bayrak açıyor
içimden inleyen nağmeli bir çiçek geçiyor / duruyor sonra terlerini soğutuyor
o zaman aşk kalbimizde yaşar /onu  suyla büyütürüz çiçeğim
ben aynada kendisini göremeyen kişiyim / ıssızlaştıkça çorak bir ülke oluyorum
içimden kendi insanlarını büyütüp öldüren lirik bir şehir geçiyor / bahçeler geçiyor bir de, çiçeksiz ve ağaçsız

ben gayrı umumi bahçelerde seni sularken paslanan su bidonuyum
içimden böyle bir şarkı geçiyor, notalarını deniz rüzgarlarının çaldığı gelişigüzel isabetsiz şarkılar / kalbini ıskalıyorum çiçeğim
kalbine nişan alıyorum içimden bir ok geçiyor / afrika geçiyor,  sımcıcak çöl kumlarını kavuran kızıl güneş geçiyor
içimden sana doğru transit bir yol geçiyor / gümrüklerin kaldırıldığı
çiçeğim bütün gümrüklerin sahiplerini bir peçete gibi büzüştüren tır şoförü geçiyor içimden

toprak evlerin ve kurak tarlaların yorgun rençperleri geçiyor içimden / bir de çamurlu sular geçiyor
şehir hatları geçiyor radyosunda futbol haberleri dolaşan bir uçak geçiyor / kanatsız bir ufo geçiyor
içimden bir falcı geçiyor fanusunu barbarlara kaptırmış / çarşı pazar geçiyor içimden
içimden pazara çıkan bir teyze geçiyor bir de elma şekeri diye tutturan sümüklü veletler
içimden çiçekleri sonradan tanımış çekingen bir çocuk geçiyor / burda çekimser kalıyorum çiçeğim

sıradaki şarkı senin için geliyor / içimden bir coşku sokağa taşıyor çiçeğim
kendimi çay içmek için yaratılmış klasik türk erkeği gibi hissediyorum bazen
sabahları uyumamak için içimden "that's the way i like iiitttt... uh-huh uh-huh!” şarkısını çalıyorum
ayakkabıyı daha farklı görmeye başlıyorum / ufkum açılıyor çiçeğim
nutellanın sadece nutella olmadığını anladım bir de
seni nutellalayarak mı yemeli yoksa nutellalamalayarak mı yemeli hala bunu düşünmekteyim
yoksa ben insan değil miyim çiçeğim?


Mühür dergisi, 41. sayı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İngiliz Romantik Şiiri Üzerine Birkaç Söz

Mustafa Burak Sezer
İngiliz Romantik şiirinin William Shakespeare'la başladığı kabul edilir, fakat bu akımın şiirde hakiki bir akım olması, ya da Romantizmin şiirde ikinci kez dirilmesi, William Wordsworth, Coleridge ve Robert Southey'le yaşanmıştır ya da başlamıştır. Bu şairlerin Romantik akımı oluşturmasında 1783'te İngiltere'nin emperyal zulmüne karşı Kuzey Amerika'da cereyan eden Amerikan İhtilali ve akabinde 1789'da emperyal kraliyet sömürge rejimine karşı meydana gelen Fransız İhtilali'nin büyük etkisi olmuştur. Kral Louis'in karısı Kraliçe Mary Antoniette'nin bilindik sözü meşhurdur, "Eğer insanların yiyecek ekmekleri yoksa, müsade edin kek yesinler". Fransız İhtilali başladığında William Wordsworth Paris'te yaşıyordu ve 19 yaşındaydı. Fransız İhtilalinin etkisi, Wordsworth'un "Prelud" (prelüd, peşrev, giriş) adlı şiirinin ilk stanzalarında açıkça görülür.
Romantik şairler sentimental olarak, Fransız İhtilalinin ge…

Henry Fielding'in Joseph Andrews'u Üzerine Birkaç Not

Mustafa Burak Sezer
Fielding, İngiliz romanına getirdiği realistik açılımla, İngiliz romanının babası olarak kabul edilir. Her ne kadar John Bunyan'ın The Pilgrim's Progress'i ve Daniel Defoe'nun Robinson Crusoe'su edebiyat tarihçileri arasında asırlardır ilk roman babında bir tartışma konusu olsa da, İngiliz edebiyatında ilk yazılan roman cumhur gözünde Fielding'in çağdaşı Richardson'ın Pamela'sıdır. Richardson ve Fielding 18. yüzyılın ikinci yarısında aynı zam anda İngiltere'de "Age of Dr.Johnson", -Dr. Jonhson Çağı- olarak adlandırılan zaman diliminde yaşamıştır.
Richardson, Fielding'in aksine sürekli moral üzerine ahlak dersleri vererek, didaktik romanlar yazar. İlk roman olarak kabul edilen Richardson'un Pamela'sı epistolarik (mektup biçimsel) roman türünde kaleme alınmıştır. Tamamen moral kaygılar güden Richardson, Pamela'sını erdemli ve iffetli bir kadın olarak portreler. Büyük bir malikanede hizmetçilik yapan genç v…

Hızlı konuşan kadın