Çeviri Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çeviri Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2015 Cuma

Gregory Corso: Bomba



Gregory Corso

Bomba

sen bomba tarihin oynatıcısı, zamanın frenisin
evrenin oyuncağı kapılmış göğün en görkemlisi senden nefret edemem
muzır yıldırımdan mı nefret edeyim, bir kıçın çene kemiğinden
bir milyon isa'dan öncesi engebeli kulübünden, gürzden, harman döveninden, baltadan mancınıktan, da vinci baltasından, bir apaçi liderinin çakmaklı tüfeğinden, kidd’in1 hançerinden, rathbone'dan
ah ve üzgün çaresiz silahı verlaine’ın, puşkin’in, dillinger’ın, bogart’ın
aziz michael’ın ateşli kılıcı, aziz george’un mızrağı, davud’un sapanı yok muydu
bomba insanın seni yaptığı kadar zalimsin, kanserden daha zalim değilsin
tüm insanlar senden nefret ediyor
bir trafik kazasında, yıldırımda veya boğularak ölseler daha iyi
bir çatıdan düşseler, elektrik sandalyesi, kalp krizi, ihtiyarlık, ihtiyarlık ey bomba
senden başka her şeyle ölmeye razılar, ölümün parmağı serbest çalışır
senin patlaman ya da çoktandır koşulsuz hüzün dağıtan ölüm insana bağlı değildir
seni şakıyorum bomba, ölümün müsrifliğini, ölümün jübilesini
ölümün en yüce mavisinin değerli taşı, pilot çakılacak, eceli çürük domuz etiyle değil kobradan olan dağcıdan  farklı olacak
bazıları bataklıkta ölür, bazıları denizde, bazılarını geceleyin gür-saçlı bir adam öldürür
ey arc scarey cadıları gibi ölümler var, boris karloff gibi
duygusuz ölümler doğum-ölüm gibi kedersiz ölümler eski bela bowery gibi
sefih ölümler idam cezası gibi, haşmetli ölümler senatörler gibi
ve kabul edilemez ölümleri vogue kapaklarındaki harpo marx kızlarının
bombaölümü nasıl korkunç bir şey bilmiyorum, sadece hayal edebilirim
ama bildiğim hiçbir ölüm daha gülünç değildir, bir galayı inceliyorum
bir şehri new york şehrini akan, yalın gözlü metro barınağı
puan alıyor ve puan alıyor insanlığın tutunamayışı, yüksek topuklar kıvrılıyor
şapkalar boğuyor, gençlik taraklarını unutuyor
kadınlar bilmiyor alışveriş çantalarıyla ne yapacaklarını
sakin sakız makineleri fakat 3. ray tehlikeli
bronxlu ritz kardeşler bir trende yakalandı
gülümseyen schenley posteri her zaman gülecek
afacan ölüm şehvet düşkünü bomba bombaölüm
kaplumbağalar patlıyor istanbul'un üzerinde
jaguar'ın uçan ayağının
arktik karına batması yakındır
penguenler sfenkse karşı dalmış
empire state'tin tepesi
sicilya'da bir brokoli tarlasına saplanmıştır
eiffel manolya bahçelerinde bir c gibi biçimlenmiştir
aziz sophia sudan'ın üzerine pul pul dökülüyor
ey atletik ölüm sportif bomba
antik dünyanın tapınakları
onların tantanalı harabeleri kesildi
elektronlar, protonlar, nötronlar
garplı saçları topluyor
kederli kırsal cennetin körfezini yürüyor
mermer dümencilere katılıyor
son amfitiyatroya giriyor
kıbrıslı meşaleleri selamlıyor
tuğlarla ve sancaklarla yarışıyor
ve hâlâ homer'i nezaketin ayak izi diye biliyorlar
bak! şimdinin konuk takımı
ev sahibi takımı geçmişin
lir ve tulum birleşti
kulak ver sosise sodaya zeytine üzüme
şenlik galaksi giydirilmiş üniformalı
komiser ey mutlu tribünler
göksel kök, alkış ve yuhalama
milyarla tüm zamanların katılımı
zeuslu kargaşa
hermes owensla2 yarışıyor
buda'nın tükürük topu
isa aniden saldırıyor
luther üçüncü cebellezi
gökevi ölüm yakarış bombası
fışkırt son gülü ey bahar bombası
yeşil dinamit cübbenle gel
doğanın bozulmamış gözünden tehdidi kaldır
senden önce geçmiş örtülmüş
önünde alo diyen gelecek ey bomba
temiz çimenli havaya bağlı
avcıların tilki görünce bağırması gibi
senin tarlan, evrenin, çitin, senin yerin
zıpla bomba sıçra bomba gülüp geç ve zigzagla
yıldızlar, oğul senin müsrif çantanda
jübile ayaklarına melekleri yapıştır
palavracı koltuğunun üzerinde ışıkyağmuru tekerleri
zamanın geldi işte zamanın geldi
ve semavat seninle
şükür kızışan sunturlu bitişme
bomba ey tahribat, antifoni, erimiş çatlak, güm
bomba mimle sonsuzluğu, aniden bir fırın
kalabalık, kuşatılmış süpürüşünü yay
korkunç gündemi ortaya koy
kokmuş yıldızlar, mezarlık gezegenler, kadavra elementler
evrenin cesedi kıskıs gülen ağızda parmak, atla
onun uzun ölüsünün üzerine ne de
senin atik, dolaşık spastik gözünden
boşalt semavi gulyabani akınını
sanlı rahminden
fışkırt doğum sağnaklarının muhteşem kurtlarını
karnını yırtıp aç bomba
karnından yırtıcı selamlamalar üşüşür
savaş ileri senin pullu sırtlanın, ezen parmağın
cennetin kıyısında
ey bomba, ey son fareli köyün kavalcısı
güneş de ateşböceği de senin şok valslerinin arkasında
tanrı terketti yalancı çıplağı
ince sahte talk pudrası kıyametinin altında
senin flütünün kutsallığa saygısızlığını duyamaz
susturucunun siğilli kulağında dolup taşmıştır sağırlık
onun krallığı cırlak bir mumun sonsuzluğudur
tıkalı borular kesmiştir sesini
damgalanmış melekler onu şakımaz
gök gürültüsüz tanrı bir ölü tanrı
ey bomba senin gümbürtün onun türbesi
bir bilim sırasının üzerine eğiliyorum
ejderha nesiriyle amatörce uğraşıyor bir astrolog
savaşlar bombalar hakkında yarım akıllı özellikle bombalar
sevmenin kaçınılmaz olduğu şeyden nefret edemem
bir çocuğun bir parkta olmasından bir adamın elektrik sandalyesinde
ölmesinden razı olan bir dünyada varolamam
her şeye gülebilirim
tüm bildiğim ve bilmediklerim böyle saklar acımı
derim ki ben bir şairim ve bu yüzden severim bütün insanları
kelimelerimin tüm insanlığın öğrendiği kehanet olacağını bilerek
ve benim çoğalttığım gayri-kelimelerim bir aşinalıktan az değil
büyük altın yalanları kovalayan bir adam
ya da parlak küllerin içinde dolaşan bir şair
ya da kendimi hayal ettiğim
insan yiyen rüyaların köpek balığı-dişli uykusu
öyleyse bombalar hakkında tam akıllı olmaya gerek yok
ne mutlu ki bu yüzden bombaları tırtıl olarak düşündüm
hiç şüphesiz kelebek de olabilirler
bombalar için bir cehennem var
oradalar görüyorum onları
bölük pörçük oturmuş şarkı söylüyorlar
çoğu almanca şarkılar
ve çok uzun amerikan şarkısı ikisi
ve isterler ki daha çok şarkı olsaydı
özellikle rusça ve çinçe şarkılar
ve daha fazla birkaç tane çok uzun amerikan şarkıları
zavallı küçük bomba hiçbir zaman
bir eskimo şarkısı olmayacak, seviyorum seni
çatallı ağzının içine lolipop koymak istiyorum
keltoş kafana sarışın bir peruk
ve benimle hollywoodlu ekranın kıyısında
hansel ve greteli atlayarak geçmeni
ey bomba bütün güzel şeyler
manevi ve maddi endişeyle katılır
ey peri gibi evrenin en muhteşem ağacından koparılan
ey dağa ve karınca yuvasına güneşi sokan cennet parçası
senin fantastik zambak kapının önünde dikilmişim
sana midgardlı3 güller arkadya miski getirdim
cennetin kızlarından meşhur kozmetikler
beni karşıla, açık kapından korkma
ne de soğuk hayaletinin gri hafızasından
ne de belirsiz havaların godoşlarından
onların zalim karasal erimesinden
oppenheimer4 ışığın karanlık cebinde oturmuş
ölümün mozambik'inde fermi5 kuru
einstein efsaneağzı onun
ayın kalamar kafasında bir kaya midyesi çelengi
içeriye al beni bomba o hamile-sıçan köşesinden yükseleyim
korkma dünyanın kabarık süpürge uluslarından
ey bomba seni seviyorum
şakırtını öpmek, gümbürtünü yemek istiyorum
sen bir zafer şarkısı, bir çığlığın doruğusun
bay gök gürültüsünün lirik şapkası
ey çın çın öttür alkollü dizlerini
güm güm güm güm güm
güm ey gökler güm ey güneşler
güm güm ey aylar ey yıldızlar güm
geceler ey güm ey günler ey güm
güm güm ey rüzgarlar ey bulutlar ey yağmurlar
hadi patla ey göller ey okyanuslar güm
iskarmoz balığı güm ve puma güm
ubangi6 güm orangutan
git patla çın güm arı ayı babun
ey patlama ey çın ey güm
kuyruk yüzgeç kanat
evet evet ortamıza doğru bir bomba düşecek
çiçekler zıplayacak sevinçle kökleri acı içinde
tarlalar rüzgarın şükürleri altında gururla eğilecek
pembebombalar yeşerecek geyikbombalar kulaklarını dikecek
ah bir sürü bomba, o gün kuşu nazik bir bakışla dehşete düşürecek
henüz bir bomba düşecek demek için erken
ya da yanan kutsal ateşe razı olmaya
bil ki yeryüzü meryem anası olacaktır bombanın
insanların kalplerinde daha bir çok bomba doğacak
tumturaklı bombalar kürke sarılmış hepsi güzel
altın bıyıkların öfkesiyle birlikte
dünyanın suratsız imparatorluklarının üzerine güm diye oturacaklar.

Çeviri: Mustafa Burak Sezer
Karayazı, Sayı 24, 2013



1) William, Kaptan Kidd olarak bilinir, 1645-1701, İskoç denizci, korsan, katil. Asılarak öldürülmüştür. (ç.n.)
2) Kaliforniya'da bir nehir (ç.n.)
3) Orta dünya, insanlığın evi, Niflheim ve Muspelheim arasında kalan, Ymir'in vücudundan oluşmuş yer. (ç.n)
4) Amerikalı Robert  Oppenheimer, nükleer fizikçi. 1904, 67. (ç.n.)
5) Atomsal mesafeyi ölçmekte kullanılan metrik uzunluk birimi (ayrıca femtometer)
6) Güneye ve batıya akan Orta Afrika'da bir nehir. (ç.n.)


20 Temmuz 2015 Pazartesi

Allen Ginsberg: Ölüm Baba Ezgileri




hey ölüm baba, eve uçuyorum
hey gariban, çok yalnızsın
hey ihtiyar baba, nereye gittiğimi biliyorum

ölüm baba, artık ağlama
annem orada, yerin altında
kardeşim ölüm, lütfen göz kulak ol

ihtiyar ölüm teyze kemiklerini gizleme
ihtiyar ölüm amca iniltilerini duyuyorum
ey ölüm bacı sızlayışların ne tatlı 

ey çocuk ölümler gidin son demlerinizi soluyun
hıçkıran göğüsler ölümünüzü kolaylaştıracak
acı yok, gerisini göz yaşları halleder

dahi ölüm işin bitti
sevgili ölüm bedenin bozuldu
ölüm baba eve geliyorum

guru ölüm sözcüklerin doğru
hoca ölüm bana bu şarkıları
söylettiğin için sana teşekkür ediyorum

budha ölüm, seninle uyanırım
dharma ölüm, zihnin tazedir
sangha ölüm, bunu çözeceğiz

doğan şey ıstıraptı
cehalet beni yalnızlaştırdı
acı gerçekleri hor göremem

ölüm baba bir kez daha elveda
doğurduğun hasta bir şey değildi
kalbim sakin, zamanın göstereceği gibi

çeviri: mustafa burak sezer



Merhale Dergisi Sayı 1, 2013






Father Death Blues

Hey Father Death, I'm flying home
Hey poor man, you're all alone
Hey old daddy, I know where I'm going

Father Death, Don't cry any more
Mama's there, underneath the floor
Brother Death, please mind the store

Old Aunty Death Don't hide your bones
Old Uncle Death I hear your groans
O Sister Death how sweet your moans

O Children Deaths go breathe your breaths
Sobbing breasts'll ease your Deaths
Pain is gone, tears take the rest

Genius Death your art is done
Lover Death your body's gone
Father Death I'm coming home

Guru Death your words are true
Teacher Death I do thank you
For inspiring me to sing this Blues

Buddha Death, I wake with you
Dharma Death, your mind is new
Sangha Death, we'll work it through

Suffering is what was born
Ignorance made me forlorn
Tearful truths I cannot scorn

Father Breath once more farewell
Birth you gave was no thing ill
My heart is still, as time will tell.

Allen Ginsberg          

7 Haziran 2013 Cuma

Mahmut Derviş şiirleri


oradan geliyorum

mahmut derviş

oradan geliyorum ve anılarım var
faniler gibi doğmuş bir annem
ve bir sürü penceresi olan bir evim,
kardeşlerim, arkadaşlarım var
ve soğuk pencereli bir hapishane hücresi.
benimkisi martılardan koparılmış bir derya
kendi manzaram
ve ekstra ot saplarım var.
benimkisi kelimelerin öteki ucunda bir ay,
ve kuşların cömertliği,
ve ölümsüz bir zeytin ağacı.
ben bu ülkeyi kılıçların önünde yürüdüm
yaşayan bedenini yüklü bir masaya çevirdim.

buradan geliyorum. gökyüzü annesi için ağladığında
annesine geri veriyorum.
ve kendimi geri dönen buluta bildirmek için
ağlıyorum.
bütün kelimeleri yüksek mahkemeye yaraşır şekilde öğrendim
böylece kanuna karşı gelebilirdim.
bütün kelimeleri öğrendim ve basit bir kelime
yapmak için parçaladım: Vatan…




üçlü ilahi

mahmut derviş

kelimelerimin toprak olduğu
gün
buğday saplarının arkadaşıydım.

kelimelerim gazap olduğunda
zincirlerin arkadaşıydım.

kelimelerim taş olduğunda
nehirlerin arkadaşıydım.

kelimelerim isyan olduğunda
depremlerin arkadaşıydım.

kelimelerim acı elmalar olduğunda
iyimserin arkadaşıydım.

ama kelimelerim bal olduğu gün
dudaklarımı
kara sinekler kapladı.

çeviri: mustafa burak sezer

Kertenkele Dergisi, Ekim-Aralık 2011
 




Etiketler

300 (1) Allen Ginsberg (2) Amaççı Yanılım (1) Amiri Baraka (3) Ardengo Soffici (1) Aşk (1) Attila İlhan (1) Cahit Koytak (1) Cemal Süreya (2) CHP (1) Cody Walker (2) Çeviri Öykü (3) Çeviri Şiir (31) Daniel Defoe (1) David Lerner (1) Deneme (3) Diane Di Prima (1) Dictionary of Poets (3) Dimitris Dimosthenous Lentzis (1) Eleştiri (10) Ezra Pound (1) Faiz Ahmed Faiz (2) Footnote to Howl (1) Füruğ Ferruhzad (1) Gregory Corso (1) Henry Fielding (1) Hindistan (1) Hip Hop (1) Hüseyin Cöntürk (1) İngiliz Romantik Şiiri (1) intertextuality (1) İsmet Özel (1) J.A.Cuddon (1) James Merrill (1) Jean Fritz (1) Jeanne Murray Walker (1) Joseph Andrews (1) Julia Kristeva (1) Kamala Das (2) Karen Chase (1) Kay Ryan (1) Liang Xiaoming (1) Lisa Lewis (1) Louise Glück (1) Mahmut Derviş (1) Margaret Atwood (1) Maria Wong (1) Mehmet Akif Ersoy (1) Mehmet Aycı (1) Mein Kampf (1) Metinlerarasılık (1) Mikhail Bakhtin (1) Morning of Hayyam (1) Muhammed İkbal (3) Mustafa Burak Sezer (22) Müzik (1) Nazım Hikmet (1) Necip Fazıl Kısakürek (1) Niels Hav (1) Orhan Veli (1) Oscar Wilde (1) Ountlandish (1) Öykü (5) Parveen Shakir (1) Poetry (1) Poetry in Turkish Translation (20) Post-Modernizm (1) Postmodernist Sanat (1) Robinson Crusoe (1) Senaryo (1) Sezai Karakoç (1) Sinema (1) Söyleşi (2) Sözlük (5) Steve Scafidi (1) Sümeyye Çomaklı (1) Şairler Sözlüğü (3) Şiir (11) T. S. Eliot (1) The Handmaid's Tale (1) Trevanian (1) Turkish Poetry (11) Ünsal Ünlü (1) Valzhyna Mort (1) Vera Pavlova (1) W. K. Wimsatt (1) W.H. Auden (1) William Butler Yeats (1)