300 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
300 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2008 Pazartesi

300 Kahraman Sparta'lı Vay Be Dedirtti!



300-movie-wb05.jpg


Mustafa Burak Sezer

(Cüneyt Arkın Hık Demiş, Burnundan Düşmüş)

300, Frank Miller'ın "300" adlı grafik romanından sinemaya uyarlanmış bir film. Roman ise "The 300 Spartans" -300 Spartalı- adlı başka bir filmden esinlenerek yazılmış. İsa'dan Önce, 480'de cerayan eden Thermopylae (Termofil) Savaşı'nı konu ediyor. Film, "Sin City" -Günah Şehri" adlı filmin yönetmeni Zack Snyder tarafından çekildi. Daha çok bilgisayar efektleriyle çekilen film, çok fazla masraf yapmamış gibi görünüyor. Çekimlerin ekserisi mavi ekran (bluescreen) teknolojisi kullanarak yapılmış.

Sparta kralı Leonidas (Gerard Butler) ve 300 Spartalı, kanlarının son damlasına kadar Pers Kralı Xerxes (Rodrigo Santoro)'e karşı savaşırlar. 300 spartalı, bir miyondan daha fazla Persliye karşı cesurca savaşırken, Kraliçe Corgo (Lena Headey) kocasını desteklemek için Sparta'da, parlemento da bir toplantı düzenlemeye çalışır. Sparta'lı asker Dilios, (David Wenham) öyküleme tekniğiyle, tüm fantasik yaratıkların tavırlarını, ve bu yaratıklara karşı mücadele eden 300 Sparta'lıyı fantastik bir tarih janrasıyla anlatır.

Kısaca, bir grup Persli mesajcı Sparta'ya gelerek, Sparta'nın King Xerxes'e bağlılığını ister. Özgürlüğüne bağlı olan Kral Leonidas, karısına olan kaba tavırlarına karşı mesajcıları bir güzel "Burası Sparta" diyerek dibi gözükmeyen bir kuyuya atar. Ardından Kral, kahinleri ziyaret ederek, onlara savaş planlarından bahseder; fakat kahinler çoktan Pers Kralı Xerxes'le yüklü altın karşılığı anlaşmışlardır ve bir ayin düzenleyerek, Sparta kralına savaşa katılmaması yorumunda bulunurlar.

Buna rağmen Leonidas, en iyi 300 askerini seçerek Kuzeye doğru ilerler. Kuzeyde, Arkadyan (Arcadian) ve Greklerden oluşan başka, küçük bir grup onlara katılır. Termofil'in dar geçidine (Sıcak Kapılar olarak geçer) ulaşıp, Pers ordusunu gördüklerinde, doğuluları durdurmak için kayalardan bir duvar örerler. Kendisine "Tanrı Kral" diyen Xerxes'in ordusu, Sparta'lılara silahlarını bırakarak teslim olmalarını söyler, bunun üzerine Leonidas, "Persliler! Gelin ve alın!" diyerek savaşı başlatır.

Bundan sonra, baştan sona, bilgisayar efektleriyle hazırlanmış savaş sahnelerini izliyoruz. Yavaşlatılmış çekimlerde, tıpkı futbol maçlarında kaleye giden topu izler gibi, aheste aheste kanın hava da daireler ve zikzaklar çizerek, fizik kanunlarını da afallatarak sıçradığını görüyoruz. Her bir Spartalı, adeta on Persli erkeğe bedelmiş gibi, bir efsane kahramanına yakışırcasına, Herkülvarice çarpışıyor. Bravo.

Filmin mübalaga sanatını sonuna kadar zorlayarak kullanması ve yaptığı tarihi gafları es geçersek olmaz tabi. Baştan başa, koca bir sahili ve karayı dolduran, bir milyondan fazla gösterilen Pers Ordusu, tarihte yüzbin kadar zikredilir. Ne kadar düşman, o kadar atraksiyon, ekşın hesabı amcalarım bolca figuran kullanmış yani. Olay, Antik Yunan'ın birleşmesine öncülük eden, ve Doğudan gelen sözde barbar ve hasta Perslilere karşı 300 Sparta'lının can siperane gösterdikleri kahramanca mücadelenin anlatımından oluşuyor. Yok daha neler. İşte bir Spartalı dönüyor, uçuyor, her pozisyonunda, bir Persliyi yere seriyor, üzerlerine ok yağmuru yağarken, mizah kullanıp bu olaya kıs kıs gülmeler filan. Hiç güleceğimiz yoktu. Çok komik yani. Adam ölürken, sanki Azrail gıdıklıyor karnını.

İşte Kral Leonidas kahramanca Cüneyt Arkın vari akrobatik hareketler yaparak çarpışırken, yavuklusu Kraliçe Corgo, kocasının yokluğunda parlementoya girip konuşabilmek için, kendisini Kralın hain, satılmış danışmanına veriyor filan. Zina basbaya. Ama herşey vatan için. Adam da arkasından diyor, "Bundan zevk almayacaksın" diye. Oldu artık. Yok yani! Koskoca kraliçesin, parlementoya giremiyorsun daha. Herifler kendilerini modern, çağdaş gösterirken, Perslileri en başta birkere zenci gösteriyorler, yok daha neler, 4 defa İran'a gittim, zenci görmedim kardeşim. Hadi bu zencileri Hindistan ordusundan topladık deseler yiyecez. Bu kadar olur. İşte şimdi bu pek modern Grek kültürünü benimsemiş Sparta'lılar, o kadar çağdaş ki kadınlar, kraliçe hemi de parlementoya giremiyor. Yiyim öyle demokrasiyi ben. Nerde kaldı insan hakları. Feminist olur millet tabi.

Şimdi burada işte Perslilerin köleleri filan var. Onları kırbaçlıyorlar filan. Yani doğu köleci, insanları köleleştiriyor demeye getiriyorlar. Kardeşim, adamların bir kaç yüzü hariç, şehirlerinde yaşayan vatandaşların çoğu köle ve yabancı uyruklu İsa Öncesi ve sonrası devirlerde. Hem Yunan'da, hem Sparta'da köleden geçilmiyor o zamanlar. Çarpsan köle. Ama nasıl olmuşsa yönetmen efendi bula bula 300 cesur, kırmızı pelerinli Spartalı erkeği gösteriyor tek objektiflere. Sanki memlekette köle yok. Kraliçe pazarda filan dolaşıyor, öyle serbest, sakin sokaklar, insanlar mutlu filan, köle möle yok yani. Yesinler.

Şimdi ilk taarruzu yapan Persliler normal, böyle sizin bizim gibi adamlar. Hatta süsleri, zilleri, boncukları filan var yüzlerinde. Süslenmesini de seviyorlar yani. Bu arada Kral Leonidas'ın saçının arkasında bir kuyruğu var, ensesine doğru sarkan. Saç stilide yapıyorlar yani. Persler Saldırıyorlar ama Spartalılar cesurca püskürtüp, denize filan döküyor onları.

Bu sefer sözde Tanrı Kral Xerxes'in "Ölümsüzler" dediği cüzzamlı ordusu geliyor taarruza. Aman Tanrım! Maskeli balo! Sanki sirkteyiz. Önce filler, gergedanlar filan sonra da gümüş maskeli ölümsüzler. Ortada ürkünç mü ürkünç, aylardır banyo yapmadığı anlaşılan, dişleri sipsivri, iki metreden uzun, iri mi iri, kaba, vahşi, iğrenç bir dev. Kollarına, bacaklarına ve boynuna kalın zincirler takılmış. Durmadan hırlıyor, salyalar filan çıkarıyor. Maskeli amcalar devi çekiştiriyorlar zincilerinden tutup. Tabi ilk görüşte kahraman Sparta'lılar ürküyor. Tiplemeleri görünce. Normal tabi. Maskeleri ilk görünce, bir ara aklıma bu gırgır amacıyla yapılmış, Korku Filmi 1, Korku Filmi 2 serileri geliyor. Oradaki hayalet tiplemesini anımsatıyor maskeliler bir ara.

Neyse, işte Kral Leonidas o ürkünç devin kellesini zor bir mücadele sonrası uçurunca, bu sefer Sparta'lılar, "Vay be adamlar da ölüyormuş kardeşim" diyerekten canla başla tekrar Cüneyt Arkın gibi "Heyt! Savunun ulan bre gavurlar" dercesine azimle çarpışıyorlar. İşte adamların maskeleri düşüyor, korkunç, yamuk yumuk, buruşmuş, ürkünç, cüzzamlı yüzler filan görüyoruz. Bir ara başka bir sahnede Pers Kralı sırf maksat muhabbet olsun diye, (yani filmde oraya bu kafa uçurma sahnesini niye koymuşlar, o herifin orada ne işi varmış, daha önce görmedik bir kere, olay nasıl oldu bilmiyoruz, üstelik herif yine zenci, zencilere garezi var heralde yönetmenin?!) adamın kellesini uçutturuyor. Ama cellat çirkin mi çirkin, burnunda halkalar, şişman göbeginde zincirler, kan lekeleri filan, herifin elleri yok, onun yerine nasıl yapmışlarsa yapmışlar el ve kollarını bıçak gibi dikmişler, yada benzetmişler bir güzel; cellat bir kaldırıyor kolunu, şakkadana herifin kafa havada yavaş yavaş uçuyor. Neymiş, başkalarına ders olsunmuş. Ne ders olsunmuş, anlamıyorum pek. Alakasız, saçma, sırf yönetmenin doğu kültürünü aşağılamak için koyduğu başka bir sahne.

Anlamadığım olay, Sparta'lılarda yada Arkadyan ve Greklilerde, bir tek cüzzamlı, hasta, yamuk yumuk adam yok, Ephialtes haricinde. Ephialtes'e gelerek burada bir tarihi olayı zikredelim. İşte soykarımdan, ritüelden kurtulmuş, cüzzamlı, Notturdam'ın Kamburu tipinde bir Sparta'lı. Bugüne kadar kendini gizlemiş. Daha sonra da Sparta'lıları satıyor zaten. Savaşa katılmak filan istiyor. Kral, zayıflığın ordunun dengesini bozacağından dem vurarak red ediyor onu, daha sonra Pers Kralının cazip teklifleri, ve doğunun seksi, çekici dilberleri karşılığında saf değiştiriyor yaratık, vesaire.

Sparta'lılar yüzyıllarca savaşçı bir kavim olarak bilinmiş. Her doğan çocuk, konsey tarafından inceleniyor, cücüğü, yarası, beresi, hastalığı ve sakatlığı olanlar bir vadide ölüme terk ediliyor. Yani herifler bebek katili. Hitler'in de Sparta'lılardan esinlendiğini düşünüyorum. Yamuk, hasta, sakat adama toplumda yer yok. Daha film başlar başlamaz, Kral Leonidas'ın çocukluğu anlatılırken, anasıyla, konseyden ihtiyar bir görevli (hemde amcam ihtiyar, yani olgun olması lazım, tecrübe filan, durun, yapmayın diyecek ama nerde) bir tepede dikilip bebeğin orasını burasını kurcalıyor, sakat olsa aşağıdaki bebek iskeletlerinin yanına atacaklar yani. Yani abicim adamlar bu kadar modern, çağdaş! Tabi o zamanlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi filan yok. Kim görecek, kim duyacak dimi. Filmde de üstü kapalı geçiştiriliyor zaten bu sahne. Yemezler.

Sen gel, Doğuluları, üstelik Perslileri zenci yap, cüzzamlı yap, ürkünç devler, yaratıklar filan yap, kendini sütten çıkmış ak kaşık gibi göster. Oldu gözlerim doldu artık. Yok daha neler. O vadideki bebek iskeletleri ne kardeşim? Onları da mı Persliler ölüme terk etti? Bu ne çelişki? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu yani.

Avrupa'da, ta orta çağdan başlayıp, 19. yüzyıla hatta daha da ötesine kadar, bütün hastalıkların, vebaların, kötülüklerin vesair ne kadar çirkef, saçma şey varsa hepsinin doğudan geldiğine inanılmıştır. 16. yüzyılda, Shakespeare'in öncüsü, hocası, her bir şeysi Homoseksüel Cristopher Marlowe, Dr. Faustus adlı meşhur oyununda Şeytanın Tahtı Doğudadır der. Bak sen! Neden efendim? Çünkü Adem ile Havva Avrupa'ya hiç gelmemiş, şeytanın batıda işi yokmuş teraneleri. Hadi ordan.

18. yüzyılda, İngiliz Romanının babası Henry Fielding, Joseph andrews adlı romanında, "En adi, en kötü, Hristiyan bile, en temiz Türk'tendaha evladır" der. Hastalıklar, vebalar, zina, gevşeklik doğudan gelir hep batıya, bunu böyle yansıtır Fielding. Burada Türk sizi yanıltmasın. İslam sancağını ve medeniyetini kucaklayan Osmanlı batıda başlı başına Doğunun simgesidir. Doğu İstanbul'da başlar onlar için. Türk, batılı için Müslüman doğulu demektir. Christopher Marlowe da Dr. Faustus'da Konstantinapol'den ve doğuyu simgeleyen Türkten bahseder. Türk yine burada müslümandır. Yani İsmet Özel boşuna konuşmuyor, Türklük mevzuunda. Adama ırkçı, milliyetçi diyorlar. Adamlar bize Türk diyor zaten kardeşim batıda. İki kere iki, Türk yani. Doğulu, Müslüman olayı.

Tabi konumuzdan sapmayalım. Osmanlıya, Türklere gelene kadar önce Hz. İsa gelecek, tarih sıfırlanacak, çağ atlayacağız, daha çok var yani buraya gelmemize. Ama konsept bu, yani konsept hiç değişmemiş, Orta çağdan beri olan kanı modern ya da post modern çağda aynı hâlâ batıda. Al sana 300 tane Spartalı, al sana film. Ne yaptıysa doğulular yaptı olayı. Yemezseniz de yemiş gibi yapın diyorlar.

Sonra erkek çocuğu çok küçük yaşlarda anasının kollarından alınarak 'agage' adı verilen ve temel ilkesi 'merhamet yok, acıma yok' olan ağır bir savaş eğitiminden geçirilir yıllarca. 15 ay askerlik filan değil yani. 25 yaşına kadar Sparta'lı erkek evlenemez. 25'in de izin olsada evlenmesi hoş karşılanmaz, 30 oldumu cevaz verilir. Hadi aşık oldu diyelim ne olacak? Yanıyor, tutuşuyor filan. Nerde kaldı özgürlük, batı medeniyeti?

Film, İran tarafından İran karşıtı propaganda olarak nitelendirilmiş. Haklı adamlar tabi. Sen kalk, Yunanlar'ı asil ve kahraman, Persliler'i ise kaba, vahşi ve zenci olarak göster sonra da adamlar isyan etmesin!
Tarihçi İlber Ortaylı, film hakkında, "Amerikalılar hoş bir halktır ama biraz hödüktür. İkincisi niye İranlıları siyah gibi gösteriyorlar onu da anlamadım, akılları sıra siyahlara mı pislik atıyorlar? Yani arada bahane bularak siyahları da yeriyorlar. Tarihsel olarak film çok kötü, tarihle hiçbir alakası olmayan berbat bir film. Çoluk çocuğun bu filmi seyretmesi son derece sakıncalı, bizim gençlerimiz zaten tarih bilmez, bu tür filmleri izlerlerse tarihi iyice yanlış öğrenirler, çünkü bu filmin tarihsel gerçeklerle uzaktan yakından bir alakası yok. Kısaca söylemek gerekirse İran karşıtı propaganda ile yapılmış çok kötü bir film." diyor.
Daha başka ne diyeyim. Bu maçın rövanşı da var.

m.buraksezer@gmail.com
31 Mart 2007 / İslamabad

Kaynakça:
1- 300, Directed by Zack Snyder
2- http://en.wikipedia.org/wiki/300_(film)#_note-0
3- Nihal B. Karaca, "Çocuk katili Sparta'dan 'özgürlük' dersleri," Zaman Gazetesi, 23 Mart 2007
4- http://tr.wikipedia.org/wiki/300_(film)#_note-0
5- Christopher Marlowe, Dr.Faustus
6- Henry Fielding, Joseph andrews
7- History of Life, by T. Walter Wallbank, Arnold Schrier, Donna Maier-Weaver, Patricia Gutierrez


(Cüzamlılar)
300-movie-wb12.jpg

(Pseudo ya da uyduruktan demokratik Sparta (Grek Kültürü) Sıhhatli olmayan ve Sakat Doğan Bebeklerin Vadide ki İskeletleri)

300-movie-wb16.jpg

(Sparta Geleneklerine Göre Ölüme Terkedilmesi Gerekirken Ailesi Tarafından Gizlenerek Korunmuş Özürlü Spartalı)

300-movie-wb11.jpg

(Sparta'lı asker Dilios, (David Wenham) Episodları Öykülüyor)

300-movie-wb15.jpg

(Holywood Mahsulü, İranlıların sözde Pseudo Yaratık-Devi!)

300-movie-wb17.jpg

(Kraliçe Corgo -Leonidas'ın Yavuklusu, taş gibi yavru- Yanındaki erkek te az sonra aşk yaşayacakları Kral'ın Danışmanı )

300-movie-wb07.jpg

İran Kral'ı Xerxes, süslü, püslü, halhallı, hatun gibi kral

300-movie-wb09.jpg

İzlemeyenlere iyi seyirler

Etiketler

300 (1) Allen Ginsberg (2) Amaççı Yanılım (1) Amiri Baraka (3) Ardengo Soffici (1) Aşk (1) Attila İlhan (1) Cahit Koytak (1) Cemal Süreya (2) CHP (1) Cody Walker (2) Çeviri Öykü (3) Çeviri Şiir (31) Daniel Defoe (1) David Lerner (1) Deneme (3) Diane Di Prima (1) Dictionary of Poets (3) Dimitris Dimosthenous Lentzis (1) Eleştiri (10) Ezra Pound (1) Faiz Ahmed Faiz (2) Footnote to Howl (1) Füruğ Ferruhzad (1) Gregory Corso (1) Henry Fielding (1) Hindistan (1) Hip Hop (1) Hüseyin Cöntürk (1) İngiliz Romantik Şiiri (1) intertextuality (1) İsmet Özel (1) J.A.Cuddon (1) James Merrill (1) Jean Fritz (1) Jeanne Murray Walker (1) Joseph Andrews (1) Julia Kristeva (1) Kamala Das (2) Karen Chase (1) Kay Ryan (1) Liang Xiaoming (1) Lisa Lewis (1) Louise Glück (1) Mahmut Derviş (1) Margaret Atwood (1) Maria Wong (1) Mehmet Akif Ersoy (1) Mehmet Aycı (1) Mein Kampf (1) Metinlerarasılık (1) Mikhail Bakhtin (1) Morning of Hayyam (1) Muhammed İkbal (3) Mustafa Burak Sezer (22) Müzik (1) Nazım Hikmet (1) Necip Fazıl Kısakürek (1) Niels Hav (1) Orhan Veli (1) Oscar Wilde (1) Ountlandish (1) Öykü (5) Parveen Shakir (1) Poetry (1) Poetry in Turkish Translation (20) Post-Modernizm (1) Postmodernist Sanat (1) Robinson Crusoe (1) Senaryo (1) Sezai Karakoç (1) Sinema (1) Söyleşi (2) Sözlük (5) Steve Scafidi (1) Sümeyye Çomaklı (1) Şairler Sözlüğü (3) Şiir (11) T. S. Eliot (1) The Handmaid's Tale (1) Trevanian (1) Turkish Poetry (11) Ünsal Ünlü (1) Valzhyna Mort (1) Vera Pavlova (1) W. K. Wimsatt (1) W.H. Auden (1) William Butler Yeats (1)