Postmodernist Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Postmodernist Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2008 Pazar

Postmodernist Sanat


Postmodern
Post-Modernizm nedir? Genel bir terim olarak (halen tartışma konusudur) 1940 ve 1950'lerden beri, edebiyat, sanat, müzik, mimari, felsefe ve vesair alanlarda meydana gelen (ve hâlâ meydena gelmekte olan) ilerlemeler ve istidatlardaki değişikliklerden bahsetmek için kullanılır. Post-modernizm, modernizmden farklı olmakla birlikte, modernizme karşı olan bir reaksiyondur. Diğer birçok -izmler de olduğu gibi Post-modernizmi tanımlamak kolay değildir.
Post-modernizm, kendisinin gelmesiyle modernizmin bittiğini ihsas ederek konuşur. Halbuki bu tam olarak böyle değildir. Bu konu hakkında asla muntazam bir hudut çizgisi çizilememiştir. Esasında edebiyat ve sanat kollarında meydana gelen avant-garde haraketler modernistti; ve avant-garde tesirler halen devam etmekte. Bununla birlikte post-modernizm hâlâ oluşumunu sürdürüyor. Post-modernizimden neşet eden ya da post-modernizm yerine gelişen şeyler, muhtemelen tanımlandırmakta, sınıflandırma ve kimliğini belirlemek hususunda daha kolay olacaktır.
Öncelik edebiyata verildiğinde, post-modernizmde mevcut olan birtakım nitelikleri farketmek mümkündür. Mesela, geleneksel olmayana meyilli, otorite ve anlama karşı olan edebiyat post-modernisttir. Bu noktadan birileri çıkarak kurgunun(fiction) yeni-roman (nouveau roman) ve anti-roman (anti-novel) türlerinde sergilenen tecrübeye dayalı tekniklerden bahsedebilir. Bazı durumlarda bu riskli bir şekilde salt bir aldatmaca olarak görünebilir. Somut şiir (concrete poetry) olarak adlandırılan şiir türünde de deneye dayalı tecrübeler vardır, bununla birlikte İ.Ö. 4. yüzyılda görsel-şablon şiirleri (pattern poetry) tecrübe etmiş olan Rodoslu Simias'tan beri, bu tür tecrübeye dayalı şeylerde postmodernist olan özel biçimler yoktur (bu modernist şeyler içinde geçerlidir). Dramaya gelince, yine birileri form ile olan tecrübeden, Absürd Tiyatro (The Theatre of the Absurd), Mutlak Tiyatro da (Total Theatre) meydana gelen ve son günlerde ki Kompleks Tiyatro (the Théâtre de Complicité) mevcut olan muhteva ve sunuma dair gelişmeleri yineleyebilir.
Post-modernizmin diğer farkedilebilen nitelikleri eklektik yaklaşım, aletori (şarta bağlı) yazım, parodi ve pastiştir (pastiche). Ve kurguda sihirli realizm (magic realism) olarak adlandırılan akımı, bilim kurgudaki yeni üslupları, Neo-Gotik'in populerliği ve korku öykülerinin önemini de unutmamalıyız.
Postmodernizm, lenguistik(dilbilim), kıta Avrupa felsefesi, psikiyatri ve sol-kanat politikalarıyla birlikte kültürel panoramayı yeniden düşünme çabasıdır. Posmodernist şiir belli bir zümrenin sanatı olmaya meyillidir - eksik, solipsizt(öze-dikkatçilik) ve muvakkat olarak, "sanatın yüce temalarına" karşıttır, ve hakikaten hiçbirşeyi açık olarak söylemez. Tek başına düşünüldüğünde bir post modernizm tanımlamasına ulaşamayız. Çağdaş şiir belki görünüşte dikkatli, apokaliptik (kıyametimsi), yumuşak, romantik, itirafçıdır, ya da bizi nasıl hoşnut ettiği pekte önemli değildir.
1970'lerden sonra hızla büyüyen Marksist, feminist ve psiko-analitk kritisizm, post-modernizmin başka bir veçhesidir. Bu aynı zamanda eleştiride kritik bir posizyonu işaret ederek, bütünsel bir rölâtivizmi doğurur, -bu nedenle post-strüktüralizme yaklaşır. Muhtamelen felsefe ve edebiyat eleştirisinin en önemli devrimci teorileri, strüktüralizm ve yeniyapısalcılık ile açıklanılmıştır. Post-modernizmin daha detaylı olarak çeşitli veçhelerini analiz etmek için Jean-Francis Lyotard'ın "The Postmodern Condition : A Report on Knowledge (1984)" - Postmodern Durum : Bilgi Üzerine Bir Rapor- adlı çalışmasına bakılabilir.
Modernizmden Postmodernizme Doğru
Strüktüralizm ve post-strüktüralizm de olduğu gibi, modernizm ve post-modernizmin birbirinden tam olarak nasıl ayrıldığı üzerine durmaksızın süren bir tartışma var. Çok eski bir kategori olan 'Modernizm'in kritik önemi 20. yüzyıl kültürünü anlamakta yatar, bununla birlikte 'post-modernizm' yalnızca 1980'lerden sonra revaçta olmuştur. 'Modernizm' 20. yüzyılın ilk yarısında sanat ve kültürel akımlara egemen olan harekete verilen isimdir. Modernizm, 20. yüzyıl öncesi, resim, mimari, edebiyat ve müzikte pratik yapıyı oluşturan bir sanat depremiydi. Bu depremin ana merkezlerinden birisi 1890-1910 periyodlarında Viyana olmuş gözüküyor; fakat etkileri Fransa, Almanya, İtalya ve hatta kademeli olarak Britanya'da ki sanat dallarını etkilemiştir; Kubizm, Dadaizm, Sürrealizm ve Futurizm gibi. Bu hareketin artçı-şokları bugün bile hissedilmektedir, ve devirdiği oluşumlardan bir çoğu asla yeniden inşa edilememiştir. Modernizmi anlamadan, 20. yüzyılı anlamak imkansızdır.
Modernizmin dokunduğu tüm sanatlarda, en fundemantal pratik elementlere karşı meydan okundu ve ıskarta edildi: bu nedenle müzikte melodi ve armoni bir kenera bırakıldı; resimde perspektif ve direkt resimsel sunum terk edildi; soyutlama gradolarından yana, mimari de geleneksel formlar (ve tuğlalar), belirgin geometrik formlar lehine ıskartaya çıkarıldı, genellikle cam tabaklar ve beton gibi materyaller kullanılmaya başlanıldı. Sonunda edebiyatta, çeşitli türlerin tecrübeye dayanan formları lehine, geleneksel realizme (kronolojik olaylar, herşeyi bilen alim anlatıcılar tarafından durmadan süregiden anlatım, 'kapalı sonlar' vesair gibi) bir rest çekiş, bir reddediş başladı.
Tam modernizm yada yüksek modernizm, 1910 ve 1930 yılları arası yirmi sene sürdü ve (İngilizce yazan) hareketin 'haşmetli rahiplerinden' bazıları, T.S. Eliot, James Joyce, Ezra Pound, Wyndham Lewis, Virginia Woolf, Wallace Stevens ve Gertrude Stein idi; (Fransızca ve Almanca yazanlardan) Marcel Proust, Stéphané Mallarmé, André Gide, Franz Kafka ve Rainer Maria Rilke. Bu yazarlar tarafından pratize edilen edebi modernizmin bazı önemli karakteristikleri şunlardır:
1- Empresyonizm ve sübjektiviteye yeni, daha güçlü bir önem verildi; ne gördüğümüzden daha çok, şeyleri nasıl gördüğümüz durumu. ( bilinç akımı "stream-of-consciousness- tekniğinde bir zihin meşguliyetinin aşikârlığı)
2- Aşikar bir objektiviteden uzak olarak, (romanda) bir hareket, herşeyi bilen, alim anlatıma başka bir bakış açısıyla yaklaştı ve anlatımı açık olan ahlâki bir mevkiye yerleştirdi.
3- Janralar (türler) arasında farkların flulaşmasıyla, roman daha lirik ve poetik olmaya doğru meyillendi, şiirler daha dökümanter ve nesirsel oldu.
4- Parçalanmış formlara, kopuk anlatım ve birbirine hiç benzemeyen materyallerin kolajıyla oluşturulan rasgele görünüşlere karşı bir ilgi başladı.
5- 'Refleksivite'ye karşı olan eğilim, şiir, piyes ve romanda, kendi doğalarını, durum ve rollerini düşünen konuları ön plana çıkardı.
Genel olarak, bütün bu değişimler sonucu, kendisini tecrübe ve yeni düşünceye adayan bir edebiyat oluştu. Modernizm zirve döneminden sonra, 1930'larda geri çekilmeye başladı; kısmen, şüphe yokki bunda son on yılda üreyen ekonomik ve politik krizlerin yarattığı tansiyon etkili oldu; fakat yeniden diriliş 1960'larda tekrar başladı, (bir on yıl ki modernizmin, 1920'lerde zirvesini yaşadığı dönemlerle birbirine benzeyen birçok enteresan nokta var). Bununla birlikte modernizm, ilk dönemlerinde kazandığı seçkinliği birdaha ele geçiremedi.
Bunlar bize modernizmin ne olduğuna ve ne zaman olduğuna dair kaba işaretler verebilir. Öyleyse, post-modernizm onun zıt olarak devam eden süreci midir?
Post-Modernizm
J.A. Cuddon, Edebi Terimler ve Edebiyat Teorisi Sözlüğünde, postmodernizmi 'eklektik bir yaklaşımla' (lehte olarak) aletori (şartlı) yazım, parodi ve pastişle (pastiche) karakterize eder. Buraya kadar bu tarif hakikaten modernizm ve postmodernizm arasında ki farka bir aydınlanma getirmiyor; 'eklektik' kelimesi parçalanmış formları önerdiğinden beri, bizim geride belirttiğimiz üzre modernizmin bir karakteristiğidir. (bknz: Parçalanmış formlara, kopuk anlatım ve birbirine hiç benzemeyen materyallerin kolajıyla oluşturulan rasgele görünüşlere karşı bir ilgi başladı.) Mesala T.S. Eliot'un nobel ödüllü şiir kitabı "The Waste Land" -Issız Ülke-si, yan yana koyarak (juxtapose) kolajlı, tamamlanmamış hikayelerden yada parçalanmış hikayelerden oluşur. Aynı şekilde 'aletorik formlar' derken, rasgelelik yada şansın elementlerini birleştiren, içine alan şeyi kast ediyoruz, ki bu 1917 Dadaistlerinde önemliydi; o zamanın dadaistleri gazete sayfalarından rasgele çıkarılmış kelimelerle şiirlerini yazarlardı. Ve son olarak parodi ile pastişin kullanımı, açıkça her şeyi bildiğinini ima eden bir duruşla anlatımcılığı kullanan, yarı kalmış, tamamlanmamış ilahi tafralara sahip yazarlarla bağlantılıydı; ki bu da modernizmin vazgeçilmez elementlerinden birisiydi. Öyleyse, modernizm ve postmodernizm arasındaki farkları tespit etmek için, tüm zaman dilimlerini baz alarak modernizm ve postmodernizmin belirli özelliklerini yeniden tanımlayarak, ikisinin arasında art arda birbirini izleyen linkleri küçük parçalara ayırabiliriz diyebiliriz.
Modernizm ve postmodernizm arasındaki farkın doğasını, Jeremy Hawthorn "Çağdaş Edebiyat Teorisinin Veciz Lugatçesi"nin -Concise Glossary of Contemporary Literary Theory- (Edward Arnold, 1992) girişinde fevkalede özetlemiştir. Hawthorn, her ikisinin de 20. yüzyıl sanat ve kültürünün parçalanmış niteliğine büyük ehemmiyet getirdiğini söyler, ama ikiside bunu çok farklı modlarda yapar. Modernist nitelikler, daha önceki, inancı tam ve otoritesi dokunulmamış çağa karşı derin bir nostaljiyi dışa vurur. Mesala Ezra Pound, başlıca eseri "The Cantos" u 'Yamalı Bohça' (rag-bag) olarak adlandırır; bunun modern çağda mümkün olabileceğini ima eder, fakat Mauberley, Birinci Dünya Şavaşında, "İki şişko kırık heykel için, birkaç bin hırpalanmış kitap için" savaşıldığını söyler, ve bu aynı şiirin dizelerinde açıkça resmedilmiştir "bir zevksiz ucuzluk / günlerimizi daha da uzatacak" ve "Pazarda kararlaştırılmış / kalonu (güzeli) göreceğiz" gibi."Waste Land" -Issız Ülke-de Eliot şiiri gibi ümitsizce, "Bu kırıntıları kendi yıkıntıma dayadım." der. Bu tür misallerde bir matem tonu, pessimizm ve sanatın 'çatlamış' formlarını en uygun şekilde yansıtan dünyaya karşı bir umutsuzluk, çaresizlik vardır(mesala Kurt Schwitters'ın, tuval üzerine gelişigüzel renkler çalarak bunlara gazete, reklam ve çizelgelerden kırpıp yapıştırdığı kolaj çalışmaları gibi). Karşılık olarak, postmodernizm için parçalanış, coşturucu, özgürleştiren bir fenomen, inancın tabulaşmış sistemlerini klostrofobik bir şekilde benimseyişten kaçışımızın bir semptomudur. Sözün kısası, modernistler parçalanışa karşı matem tutarken, postmodernistler bunu kutlarlar.
İkisi arasındaki başka bir farklılıkta, ton ve tavır meselesidir. Modernizmin önemli veçhelerinden birisi, 19. yüzyılın derin şekilde incitici ve tiksindirici, aşırı ayrıntılara boğulmuş sanat formlarında bulunan şiddetli asetizm(riyazetçilik)tir. Asetizm en karakteristik ve vurucu manifestolarını modernist mimarların söylevlerinde bulur; Adolf Loos'un 'dekorasyon suçtur' iddiası, yada Le Corbusier'in 'ev içinde yaşanılan bir makinedir', veya Miés van der Rohe'un 'az daha çoktur'u gibi. Bu bildiriler, özellikle 1980'lerde nefret ve muhalefetçiliği yaratan, 'ayakkabı kutusu'(shoe box) ve 'lâl taşı'(curbuncle) biçiminde binaların yapımıyla sonuçlandı, fakat bu binaların temsil ettiği yüksek idealizm, haraket etme gücünü muhafaza eder. Aynı tasfiye edilmiş asetizm en minimal edebiyatta dahi görünür, mesala kısaltılmış şiirler titizlikle dağınık alanlara etki ederek, iki kelimelik dizelerin sütunlarını daraltır, müşahadeler kısadır, veya Samuel Beckett'in piyeslerinde, bir oyun tek konuşmacıyla, hızla akan on üç dakikanın içine indirgenebilir, dekorsuz ve dil aşırı derecede dağınıktır. Aksine tekrar, postmodernizm, sanatta modernizmde önemli olan 'yüksek' ve 'popüler' arasındaki ayrımı reddeder, ve mimaride aynı binada, farklı mimari periyodlara sahip - Kral George döneminin alaycı üçgeni burada, mizahi klasik bir revaklı giriş şurada gibi- parça ve kısımların keyifli karışımına inanır. Postmodernist edebiyatın benzer görkemli yapısı, 'Merihli' şiirin şairlerinden Craig Raine yada Christopher Reid gibi olabilir, burada imgenin tuhaf renkli karışımı, bakış açısı, ve yüzeye çarpan söz dağarcığı herhangi bir sebep olmaksızın mutlu görünür fakat dış görünüm, anlamın derinliği olmadığı için, edebi eğitim bizi bu derinliği araştırmak için yetiştirir. Hiçbirşey canlılıkta ağırbaşlı modernist asetizmin ötesine geçemez.
Postmodernizm Üzerine İngilizce Kitaplar
Post modernizm tanımları ve çağdaş edebiyat teorileri genellikle kolay anlaşılmaz veya okuyucuyu tatmin etmez fakat iyi bir başlangıç için şu kitaplardan başlanabilir: B. Bergonzi's Exploding English: Criticism, Theory, Culture (1990), C. Belsey's Critical Practice (1980), W.V. Harris's Literary Meaning: Reclaiming the Study of Literature, J. Sturrock's Structuralism and Since: From Lévi-Strauss to Derrida (1984), R. Seldon's The Cambridge History of Literary Criticism Vol 8 (1995), and John Hopkins Guide to Literary Theory and Criticism. For the poetry try: A History of Modern Poetry Vol 2 (1987) by D. Perkins and Contemporary Poetry and Postmodernism: Dialogue and Estrangement (1996) by I. Gregson. Recent anthologies are Up Late: American Poetry Since 1970 by A. Codrescu (1990) and Postmodern American Poetry by P. Hoover (1994), Modern Literary Theory, by Philip Race and Patricia Waugh, Oxford University Press
22.03.2007 / İslamabad
Kaynakça
1- Dictionary Of Literary Terms And Literary Theory, J.A Cuddon, Penguin Books 1982.
2- Beginning Theory, An Introduction to Literary and Cultural Theory, Peter Barry, Manchester University Press
3- http://www.poetry-portal.com/styles5.html
Mortaka, Sayı 8

Etiketler

300 (1) Allen Ginsberg (2) Amaççı Yanılım (1) Amiri Baraka (3) Ardengo Soffici (1) Aşk (1) Attila İlhan (1) Cahit Koytak (1) Cemal Süreya (2) CHP (1) Cody Walker (2) Çeviri Öykü (3) Çeviri Şiir (31) Daniel Defoe (1) David Lerner (1) Deneme (3) Diane Di Prima (1) Dictionary of Poets (3) Dimitris Dimosthenous Lentzis (1) Eleştiri (10) Ezra Pound (1) Faiz Ahmed Faiz (2) Footnote to Howl (1) Füruğ Ferruhzad (1) Gregory Corso (1) Henry Fielding (1) Hindistan (1) Hip Hop (1) Hüseyin Cöntürk (1) İngiliz Romantik Şiiri (1) intertextuality (1) İsmet Özel (1) J.A.Cuddon (1) James Merrill (1) Jean Fritz (1) Jeanne Murray Walker (1) Joseph Andrews (1) Julia Kristeva (1) Kamala Das (2) Karen Chase (1) Kay Ryan (1) Liang Xiaoming (1) Lisa Lewis (1) Louise Glück (1) Mahmut Derviş (1) Margaret Atwood (1) Maria Wong (1) Mehmet Akif Ersoy (1) Mehmet Aycı (1) Mein Kampf (1) Metinlerarasılık (1) Mikhail Bakhtin (1) Morning of Hayyam (1) Muhammed İkbal (3) Mustafa Burak Sezer (22) Müzik (1) Nazım Hikmet (1) Necip Fazıl Kısakürek (1) Niels Hav (1) Orhan Veli (1) Oscar Wilde (1) Ountlandish (1) Öykü (5) Parveen Shakir (1) Poetry (1) Poetry in Turkish Translation (20) Post-Modernizm (1) Postmodernist Sanat (1) Robinson Crusoe (1) Senaryo (1) Sezai Karakoç (1) Sinema (1) Söyleşi (2) Sözlük (5) Steve Scafidi (1) Sümeyye Çomaklı (1) Şairler Sözlüğü (3) Şiir (11) T. S. Eliot (1) The Handmaid's Tale (1) Trevanian (1) Turkish Poetry (11) Ünsal Ünlü (1) Valzhyna Mort (1) Vera Pavlova (1) W. K. Wimsatt (1) W.H. Auden (1) William Butler Yeats (1)